Açış Konuşması

5100
A

Türkiye Barolar Birliği’nin Önceki Başkanlarından Av. Özdemir Özok anısına düzenlediği ‘Cumhuriyetimize Giden Yol-5’ Konulu etkinlik yapıldı.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. V. Ahsen Coşar, etkinliğin açılışında aşağıdaki konuşmayı yaptı.

Türkiye Barolar Birliği’nin Değerli Önceki Başkanı,
Türkiye Barolar Birliği’nin Değerli Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyeleri,
Değerli Konuşmacılar,
Sevgili Meslektaşlarım,
Değerli Konuklar,

Sevgili Başkanımız Özdemir Özok adına ve anısına düzenlediğimiz ‘Cumhuriyete Giden Yol’ konulu etkinliğimize hoş geldiniz.

Sizi, Türkiye Barolar Birliği adına, Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşlarım adına, kendi adıma sevgi ve saygı ile selamlıyorum.

Vefa nedir bilir misin?
Bir tebessüme bin gözyaşı feda etmektir vefa
Dostu posta değişmemek
Dostun hakkına ilişmemektir vefa.

Gün gelip, bir lokma dahi olsa
Ekmeğini yediği adamı satmaz vefa
Bilir ki; bu gün adam satan yarın vatan satar.
Satmakla unutmakla olmaz
Her hatırasına sahip çıkar vefa.


Böyle diyor şair. Bugün bizi burada toplayan şairin ifade ettiği bu duygudur, sevgili Başkanımız Özdemir Özok’a karşı duyduğumuz vefa duygusudur. Vefa sadece insani bir erdem değil, aynı zamanda kurumsal bir erdemdir. Hem kişisel, hem de kurumsal vefamızı ifade etmek için bu etkinliğimizi sevgili Başkanımız, rahmetli Başkanımız Özdemir Özok anısına düzenledik.

Değerli Konuklar,

Bu dünyadan giderken yanınızda hiçbir şey götüremezsiniz; ama geride çok şey bırakırsınız, bunlar verdiklerinizdir, yaptıklarınızdır. Başkalarına verdiklerinizin, yaptığınız iyi işlerin, iyi hizmetlerin varlığını sürdürdüğünün farkında olmanız, son yolculuğun acısını ve yalnızlığını hafifletir.

Üç yıl önce yitirdiğimiz ağabeyimiz, meslektaşımız, üstadımız, başkanımız Özdemir Özok’a da, ölüme giden yolculuğunda; meslektaş olarak, ağabey olarak, dost ve arkadaş olarak, eş olarak, baba ve evlat olarak, Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği Başkanı olarak yaptığı iyi işler, büyük ve unutulmaz hizmetler, eserler eşlik etmiştir.

Adaletli olmak, akıllı olmak, cesur olmak’ insanın sahip olması gereken erdemlerdir. İnsanın sahip olması gereken bu erdemlere Aristoteles bir erdem daha ekliyor: ‘doğru ölçüyü korumak.’ Doğru ölçü, fazla ile eksik arasındaki genel geçer ortayı koruyan ölçüdür. Doğru ölçü, dürüst olma, samimi olma, neşeli olma, adil olma, vicdan sahibi olma, dost olma gibi erdemlerin bir bileşkesidir ve kaçınılması gereken iki aşırı uç arasındaki orta noktayı oluşturur. Orta nokta, dünyevi arzuların bastırılmasını ya da yok edilmesini talep eden değil, aksine bunların erişilebilir kılınmalarını, bunların özünde var olan enerjinin sağduyulu biçimde kullanılmasını ifade eden noktadır.

Sevgili Özdemir Özok adil, akıllı ve cesur olma erdemlerinin yanı sıra doğru ölçüyü her zaman, her işinde, her ilişkisinde koruyan bir insandı.

Yaşam, aslında yalnız başınıza asla gerçekleştiremeyeceğiniz bir şeyi yapmak, yaşamınızı başka insanların kalbine dokundurabilmektir. Özdemir Özok bunu yapıp gitmiştir aramızdan. Bugün bu nedenle buradayız.

Hepimizin ortak değeri, milli kahramanı olan Büyük Atatürk ve O’nun ilkeleri, rahmetli Başkanımız Özdemir Özok’un da yaşamı boyunca bağlı olduğu ilkelerdi. Cumhuriyetimiz, Cumhuriyetimizin kazanımları rahmetli Özdemir Özok’un da her zaman ve her koşulda içtenlikle savunduğu, sahip çıktığı değerlerdi. ‘Cumhuriyetimize Giden Yol’ isimli bu etkinliğimizi salt bu nedenle, yani Cumhuriyet ile Özdemir Özok ismi birbirine çok yakıştığı, çok denk düştüğü için Sevgili Özdemir Özok anısına düzenledik.

Değerli Başkanımızın, sevgili ağabeyimizin aziz hatırası önünde sevgi, saygı, minnet ve özlemle eğiliyorum. Nur içinde yatsın, ruhu şad olsun, mekanı cennet olsun.

Değerli Konuklar,

‘Bu vatan için neler yapmadık, kimimiz öldük, kimimiz nutuk çektik’ diyor şair. Biz nutuk çekenlerdeniz. Ama çektiğimiz nutuk, başta başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatan için, vatanımız için ölen kahramanlarımızın yaptıkları, başardıkları, yarattıkları üzerinedir ki, buna da ihtiyaç vardır. Onların yaptıklarını unutmamak, unutturmamak için, onlara olan vefamızı ifade etmek, manevi borcumuzu ödemek için vardır.

Bu duygu ve düşünceler ile Milli Mücadelenin, Cumhuriyete giden yolun başlangıcı olan Samsun’dan başladık yolculuğumuza. Amasya, Erzurum, Afyonkarahisar, Eskişehir ile devam ettik yolumuza. Büyük Atatürk’ün en büyük eserim dediği ve geleceğimiz olan çocuklarımıza bayram olarak armağan ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kuruluşunun 93.Yılının iki gün sonrasında bugün Ankara’dayız.

Samsun’dan başlayarak Sivas’a kadar olan bir dizi konferansı konu alan bu etkinlik, ulusal bir bilince, bu bilince ortak olma inancına sahip bir halkın bağımsızlığını, özgürlüğünü elde etmesinin ve ardından modern bir Cumhuriyet ve devlet kurmasının hikayesini anlatıyor.

Bu hikayenin baş kahramanı, düşleri, umutları ve hayalleri gerçeklerle buluşturan, yaşamla birleştiren, yaptığı devrimlerle tarihimizi hızlandıran, vizyonu ve öngörü yeteneği ile bizim için, dünya için aşılmış değil, daha hala ulaşılması gereken bir değer olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

O’nun önderliğinde kurulan bu Cumhuriyet özü itibariyle halkın iktidarına dayanır. Onun için büyük önder ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ demiştir. Buna göre halkın iktidarı ifadesi, ‘halkın tahta geçmesi olmayıp, tahtın olmaması, herkesin özgürce yaşaması, yani olmak istediği kişiyle olduğu kişiyi birleştirerek, hem özgürlük, hem de kültürel bir mirasa bağlılık adına bireysel yaşamını kurması’ demektir.

O nedenle Cumhuriyetimizin temelinde yurttaşlık bilinci vardır, yurt sevgisi vardır, insan vardır, insan sevgisi, refah yaratma hedefi, bu refahı halka yayma düşüncesi, dayanışma ruhu vardır. Eşitliği, bağımsızlığı, özgürlüğü referans olarak aldığı için bu Cumhuriyet, yani bizim Cumhuriyetimiz ve bu Cumhuriyetin yarattığı siyasi kültür giderek demokratik kültüre dönüşmüştür.

Demokrasi, sivil özgürlükler ve hukuk devleti ile bunların omurgasını oluşturan laiklik Cumhuriyetimizin üzerinde yükseldiği en temel ilkelerden birisidir. Laik değerler, sadece düzene, rejime ve sisteme ilişkin alanda biçimsel demokrasinin işlemesi ve hukukun şeklen var olması ile sınırlı olmayıp, aksine toplumsal yaşamı bir arada tutan, toplumun demokrasi, hukuk ve özgürlükler temelinde bir arada yaşamasını ve varlığını sürdürmesini sağlayan en temel ilkedir.

Samsun’dan başlayan bu yol sadece Cumhuriyete giden yol değil, eşitliğe, özgürlüğe, bağımsızlığa, demokrasiye, hukuka, hukukun üstünlüğüne, uygarlığa, aydınlanmaya, çağdaşlaşmaya, daha iyiye, daha güzele doğru giden yoldur.

Değerli Konuklar,

Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk ‘Artık duramayız. Behemehal ileri gideceğiz’ diyor. Onun için Atatürkçülük; hiç durmamak ve ileriye, daima ileriye, daha iyiye, çok daha iyiye doğru gitmektir, geçmişin bekçiliğini değil, geleceğin önderliğini yapmaktır. Biz de öyle yapmaya çalışıyor ve O’nun yolunda ilerliyoruz.

Beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür eder, sizi bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlarım.

Etkinlik plaket töreni ile sona erdi.