Adana Barosu "Savunma Susmayacak" Mitingi

3630
A

Adana Barosu tarafından düzenlenen “Savunma Susmayacak” mitingine katılmak üzere 09 Şubat 2013 tarihinde Adana’ya giden Birlik Başkanı Av. V. Ahsen Coşar, Başkan Yardımcıları Av. Berra Besler ile Av. Talay Şenol, yine Adana Barosu tarafından düzenlenen “Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru” konulu panele katılarak panelistlere teşekkür plaketi sundular.

Panel sonrası Adana Baro Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık’a nezaket ziyareti yapan Coşar, ziyaretin anısı olarak Türkiye Barolar Birliği’nin plaketini sundu.

10 Şubat 2013 günü Birlik Başkanı Coşar, Başkan Yardımcıları Av. Berra Besler, Av. Talay Şenol ve Yönetim Kurulu üyeleri Av. Asude Şenol ve Av. M. Turgay Bilge, Adana Barosu Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık’ı Adliye Sarayı’ndaki makam odasında ziyaret ettiler.

Adana Barosu’na yapılan ziyaret sonrası Birlik Başkanı Coşar, mitinge katılmak ve kendisiyle görüşmek üzere Adana’ya gelen kuruluş hazırlıkları devam eden Kilis Barosu kurucu heyetinde bulunan Kilisli meslektaşlarıyla bir araya gelerek sohbet etti ve fotoğraf çektirdi.

Birlik Başkanı Coşar, daha sonra beraberindekilerle birlikte Adana Barosu tarafından düzenlenen “Savunma Susmayacak” mitingine katıldı.

Mitingde konuşma yapmayacağını miting öncesi Adana Barosu Başkanı Av. Mengücek Gazi Çıtırık’a bildiren ve o nedenle konuşma da yapmayan Birlik Başkanı Coşar, miting sonuna kadar miting alanında kalarak konuşma ve gösterileri izledi.

Miting alanında bulunan HaberTürk Gazetesi muhabirlerinin talebi üzerine Birlik Başkanı Coşar, 11 Şubat 2013 tarihli HaberTürk Gazetesi web sitesinde yer alan aşağıdaki röportajı verdi;



"SESİMİZİ DUYURMAK İSTEDİK"
TBB Başkanı V.Ahsen Coşar, miting öncesi gazetecilerin sorularını cevapladı. Avukatların sorunlarının müvekkillerden, karşı taraftan, yargılama aşamasında yargıç ve savcılardan ve bir kısmının da iktidarın savunmaya bakışından kaynaklandığını belirten Coşar, "Farkındalık yaratmak, sesimizi duyurabilmek amacıyla düzenlenen mitinge manevi destek vermek için geldik" dedi.

"TUTUKLAMALAR ÇIĞRINDAN ÇIKTI"
Tutuklamaların Türkiye'de çığırından çıktığını söyleyen Coşar, "Hep söylüyoruz tutuklama bir tedbirdir, tutuklama ceza değildir. Ama ne yazık ki Türkiye'de keyfi şekilde uygulanıyor ki tedbir olmaktan çıktı, infaza ve cezaya dönüştü. Buna tutuklu avukat arkadaşlarımız da dahil, onun dışında vatandaşlarımız, devam eden davada sanık ve şüpheli konumundaki kişiler de dahil" dedi. Başbakan Erdoğan'ın da tutuklamalardan rahatsızlığını ifade ettiğinin sorulması üzerine Coşar, "Rahatsız olunmayacak gibi değil. Yani birçok şey telafi edilebilir, kaybedilen birçok şey geri gelebilir, özgürlüğünüzden giden bir saati geri getirmek mümkün değil. Hepimizin ortak güvencesi hukuk, o nedenle hukuk ve özgürlükler konusunda duyarlı olunması lazım" diye konuştu.

"MODELE KARŞIYIZ, TEHLİKELİ"
Yargıtay ve Danıştay'ın kaldırılıp yerine temyiz mahkemesi kurulmasıyla ilgili sorular üzerine Coşar, tek yargı fikrini öteden beri savunan bir kişi olduğunu söyledi. Coşar, şöyle devam etti:
"Ama bu şekliyle değil. Ayrıca, Türkiye Barolar Birliği yönetimi olarak başkanlık modeline de karşıyız. Türkiye'nin yapısına, bünyesine uygun değil. Şahsen ben yargıda birliğe karşı değilim. Böyle parçalanmış bir yargı olmaz. İdari, adli, askeri yargı olmaz. Bir tek yargı olması lazım. İçinde departmanlar olur. O nedenle ben yargıda birlikten yanayım. Getirilen bu modele ise karşıyım. Burada yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığıyla ilgili bize göre yanlışlar veya ciddi tehlikeler var. Örneğin, Başkana o konuda verilmiş geniş bir yetki var. Cumhurbaşkanı şimdiki anayasal düzenimize göre tarafsız, ama başkanlık modelinde başkan tarafsız değil. Başkan siyasi kişilik. Dolayısıyla siyasi bir kişiliğe o denli bir güç ve yetki vermek yasamayı da Türkiye'de genel olarak bir iktidar partisinin yasama çoğunluğuna da sahip olduğunu düşünürsek bir kısmı da meclis tarafından seçilecek o zaman mahkemelerde görev yapacak olan yargıçların büyük bir kısmı yürütmeyle iç içe olur, bu tehlikeli ve kuvvetler ayrılığı ilkesine de aykırı."

"AYRICALIK YAPILSIN TALEBİ İÇİNDE DEĞİLİZ"
Tutuklu bulunan 46 avukat ile ilgili ise Coşar, "Avukat suç işlemez diye bir kural yok. Hepimiz suç işleyebiliriz. Suç işleme ve yargılanma konusunda hiç kimsenin dokunulmazlığı yoktur. Herkese dokunulur. Suç işlemiş olan avukatları koruma, kollama refleksi içerisinde değiliz, bu konuda avukatlara ayrıcalık yapılsın filan gibi beklenti ve talep içinde değiliz, olamayız zira biz hukukçuyuz. Suç suçtur, suçlu da suçludur. Bütün mesele hukukun çizdiği sınırlar içerisinde kalınması, soruşturmanın da, kovuşturmanın hukuka uygun biçimde yapılmasıdır. Neyse uygulanacak olan, hepsi hukukun çizdiği sınırlar içinde olmalıdır. Avukat arkadaşlarımız bizim mensubumuz. Tabii ki, mesleki yardımlaşma, dayanışma içindeyiz. Tabii onların yanında oluruz. Şu aşamada onlar hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı yok. O nedenle hepsi masumiyet karinesi gereği bizim için, hukuk için masumdurlar. Şu aşamada soruşturma konusunda sağlıklı bir bilgimiz de yok. Polisin yaptığı açıklama var, doğru mu değil mi bilmiyoruz, ortada sadece soyut bir iddia var. Savunmayı da delilleri de gördükten sonra daha sağlıklı bir değerlendirme yapabiliriz" dedi.

"BİZE SAYGI DUYMAK DÜŞER"
İstanbul Barosu'nun olağanüstü genel kurul kararı almasıyla ilgili bir soruya da Coşar, "Onların kararı. Bize saygı duymak düşer. Söyleyecek bir şeyimiz yok. Barolarımızın aldığı kararları eleştirme ve değerlendirme hakkına sahip değiliz. En azından benim meslek terbiyem buna izin vermez. Her baro bağımsız, özerk bir kurumdur. Kendi kararlarını kendileri serbestçe alırlar ve uygulamaya koyarlar. Bize saygı duymak düşer" diye konuştu.