AFET BÖLGESİNDE HÜKÜMLÜ/TUTUKLU İNSANLARIN KENDİLERİ VE HABER ALAMADIKLARI YAKINLARI İÇİN YOĞUN KORKU VE ENDİŞE İÇİNDE OLMALARI İNSAN DOĞASININ GEREĞİDİR

1063

6 Şubat 2023 tarihinde Pazarcık ve Elbistan (Kahramanmaraş) merkez üssünde gerçekleşen ve başta Kahramanmaraş, Gaziantep, Kilis, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adıyaman, Malatya, Osmaniye, Adana ve Hatay illerini kapsayan geniş bir bölgede sayısız yurttaşımızın ölümüyle sonuçlanan çok şiddetli iki deprem gerçekleşmiştir.

Şüphesizdir ki, bir doğal afetin toplumsal bir felaketle sonuçlanması zorunluluktan ileri gelmemektedir. Tabii bir olayın toplum üzerindeki etkisi, bu olaylara karşı önlem almakla mükellef devletin demokratik hukuk düzeninin gereklerini ne ölçüde layıkıyla yerine getirdiği sorusuyla doğrudan ilişkilidir. Bu durum ülkemiz topraklarında tecrübe edilen acı deneyimler ile sabittir. Felaket anlarında, tek bir yurttaşın dahi temel hak ve özgürlüklerinin ihlali, ileride doğabilecek yeni felaketlerin habercisi olarak görülmelidir.

6-7 Şubat 2023 tarihlerinde, Hatay T Tipi ve Kahramanmaraş Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında çıkan olaylarda cezaevi güvenlik güçlerinin müdahalesi neticesinde hükümlü/tutuklu yurttaşlarımızın üçünün ateşli silahla yaralanmaya bağlı olarak öldüğü ve onlarcasının yaralandığı bilgisi, bu kişilerin işkenceye maruz kaldıklarına ilişkin son derece ciddi emareler taşıyan görüntü ve ses kayıtları medyada yer almıştır.

T.C. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, 6 Şubat 2023 tarihli 2023/2 sayılı açıklaması ile depremden etkilenen ceza infaz kurumlarında kalan hükümlü/tutuklulardan yaralanan veya hayatını kaybeden olmadığı bilgisini paylaşmıştır. Bilahare bakanlık, oldukça gecikmeli olarak 9 Şubat 2023 tarihli 2023/3 ve 4 sayılı iki açıklamayla ölüm ve yaralanma haberlerini doğrulamış, “kadın hükümlü/tutuklulara tecavüz edildiği iddiaları ve diğer asılsız ithamlar tamamen gerçek dışıdır” demiştir. Açıklamada, yapılan müdahalelere hükümlü/tutukluların firar girişiminde bulunmalarını gerekçe göstermiş, medyada yer alan görüntülerin ise Kahramanmaraş Türkoğlu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna ait olduğunu belirtmiştir.

Bugüne kadar gerek baroların gerekse TMMOB gibi meslek örgütlerinin sürekli ifade etmiş oldukları üzere, 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve bu Kanunun uygulanmasına dair tüzük ve yönetmeliklerde deprem, yangın ve sel gibi doğal afetlerle isyan, firar gibi güvenlik sorunu teşkil edebilecek olaylar birlikte düzenlenmiş; mevzuatta doğal afet anında hükümlü/tutuklulukların yaşam hakkı ve beden bütünlüğünün korunmasına değil, güvenlik politikalarına öncelik verilmiştir. Tüm eleştirilere karşın bu anlayışın bir devamı olarak, cezaevlerinde manuel kapı ve kilit sisteminin kullanımına devam edilmiş, doğal afet halinde cezaevlerinde bulunan insanların hızla tahliyesini temin edecek sistemler geliştirilmemiş, yurttaşların yaşam hakkı ve beden bütünlüğünün korunmasına yönelik zorunlu mekanizmalar kurulmamıştır.

çok şiddetli iki depremin yaşandığı süreçte manuel kilitle çalışan demir kapılar arkasında bulunan hükümlü/tutukluların, o sırada kendileri de yaşam kaygısına düşmüş infaz koruma memurları tarafından tek tek kapı kilitleri açılarak havalandırmalara veya koridorlara çıkarılamayacağı bir gerçektir. Dolayısıyla afet bölgesinde anılan şartlar altında “kaderlerine” terk edilmiş hissine kapılabilecek hükümlü/tutuklu insanların gerek kendi gerekse haber alamadıkları yakınlarının durumları açısından yoğun korku ve endişe içinde olmaları insan doğasının gereğidir. Bu nevi kriz anlarında, yaşamları ve bedensel bütünlükleri devlete emanet edilen hükümlü/tutukluların olası isyan veya firar girişimlerinin önlenmesi için insanlık onuru ve ölçülülük ilkesinin gereklerine uygun tedbirlerin alınmış olması Anayasa ve insan hakları sözleşmeleri kapsamında hukuki bir zorunluluktur.

Devletin koruma yükümlülüğünün yerine getirilmesi yönündeki güven duygusuna yönelik yoğun toplumsal ihtiyacın mevcut olduğu bu felaket ortamında T.C. Adalet Bakanlığı, ancak olaylar medyaya yansıdıktan iki gün sonra, son derece sınırlı ve müphem bir açıklama yaparak kamuoyunda haklı endişelerin doğmasına sebebiyet vermiştir.

T.C Adalet Bakanlığı,

1. Deprem bölgesinde yer alan ceza infaz kurumlarında birinci dereceden yakınları yaralanan veya vefat eden kaç hükümlü/tutuklu bulunduğunu,
2. Birinci dereceden yakınlarını kaybetmiş hükümlü/tutuklu yakınlarının cenazesinde bulunma yasal haklarının kullandırılıp kullandırılmadığını,
3. Hatay T Tipi ve Kahramanmaraş Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları haricindeki, deprem bölgesinde bulunan diğer ceza infaz kurumlarında yaralanma ve/ya da ölüm olaylarının yaşanıp yaşanmadığını,
4. Hatay T Tipi ve Kahramanmaraş Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında ölüm ve yaralanma olaylarının tam olarak ne zaman ve ne şekilde gerçekleştiğinin ayrıntılı bilgisini,
5. Boşaltılan ceza infaz kurumlarındaki hükümlü/tutukluların hangi ceza infaz kurumlarına sevkinin gerçekleştirildiğini,
6. Olaylarla ilgili olarak Adalet Bakanlığı Müfettişlerinin hazırladığı raporları,
7. Cezaevi İzleme Kurulları’nın konu ile ilgili raporlarını,

ivedilikle kamuoyuna açıklamalıdır.

Bununla birlikte T.C Adalet Bakanlığı,

1. Deprem bölgesindeki ve/ya da buradan diğer il ceza ve infaz kurumlarına sevki yapılmış hükümlü/tutukluların, ibrazındaki güçlük gözetilerek, vekaletname zorunluluğu olmadan, şahsi avukatları ve/ya da bölge baroları ve/ya da Türkiye Barolar Birliği tarafından görevlendirilen avukatlarla görüşebilmelerini,
2. Yaralı hükümlü/tutukluların vakit geçirilmeden sağlık raporlarının aldırılmasını,
3. Yaralı hükümlü/tutukluların bir an önce avukatlarının bulunduğu bir ortamda ifadelerinin, varsa şikayetlerinin alınmasını,
4. ölümlü ve yaralamalı olayların kamera görüntülerinin; ölen ve yaralıların açık kimliklerinin; otopsi ve yaralanmaya ilişkin hekim raporlarının; soruşturma kapsamında alınan tüm ifadelerin; velhasıl tüm soruşturma evrakının bir örneğinin ilgili Başsavcılıklara talimat vererek, ibrazındaki güçlük nedeniyle vekaletname zorunluluğu olmadan, şahsi avukatları ve/ya da bölge baroları ve/ya da Türkiye Barolar Birliği tarafından görevlendirilen avukatlara verilmesini, sorumlular hakkında hukuki ve idari soruşturmaların etkili bir şekilde yürütülmesini sağlamalıdır.

Kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Türkiye Barolar Birliği
İnsan Hakları Merkezi Yürütme Kurulu