AKKUYU NÜKLEER SANTRALI KEŞFİ YAPILDI

4561
A

Türkiye Barolar Birliği ile birlikte onlarca kurumun, yüzlerce yurttaşın davacı olduğu toplam 17 dosya ile görülen, Akkuyu Nükleer Güç Santralı (NGS) Projesi için verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) olumlu belgesinin iptali davası kapsamında, 11 Temmuz 2016 tarihinde proje sahasında keşif yapıldı.

TBB Yönetim Kurulu Üyesi, Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Ali Arabacı ile Komisyon üyelerinin de katıldığı keşifte, nükleer santral projesine yol açan Türkiye-Rusya arasında imzalanan anlaşma ile ÇED raporuna dair teknik ve hukuki itirazların tamamı Danıştay 14. Dairesi naip hakimi ve seçilen 15 kişilik bilirkişi heyetine anlatıldı. Yaklaşık dört saati forum şeklinde geçen keşif programı 12 saat sürdü.

Keşifte, Komisyonun önerisi ve Yönetim Kurulu’nun aldığı kararla TBB'nin uzmanı olarak ABD'den gelen tanınmış nükleer fizikçi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç tarafından hazırlanan 54 sayfalık uzman görüşü ve bu özel rapordan çıkartılan sorular en çok dikkate alınan itirazları oluşturdu.

Prof. Dr. Hayrettin Kılıç'ın raporundan çıkartılan sorular ve talepler ve 20 madde halinde dosyaya sunuldu.

  • Türkiye-Rusya Nükleer Enerji Transferi Anlaşması'nın gerçek bir teknoloji transferi anlaşması olup olmadığı sorgulandı, bu anlaşmaya ek olarak kurulacak nükleer yakıt fabrikasında üretilecek yakıtın sahibi ve satıcısının kim olacağının net olmadığı, Türkiye'nin hukuki ve ticari konumunun irdelenmesi istendi.
  • Fukuşima felaketinden sonra Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun önderliğinde nükleer santralı olan ülkelerde başlatılan nükleer enerji santral stres testi programı kapsamında Rusya'da çalışan nükleer santraller için 09.06.2010 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'e sunulan 'devlet sırrı olarak gizli tutulan ancak batı bası tarafından kamuoyuna yansıtılan' raporun dava konusu ÇED raporunda ele alınıp alınmadığının dikkate alınması istendi.
  • Türkiye'nin Paris Konvansiyonu'na, Rusya'nın da Viyana Konvansiyonu'na üye olması karşısında olası bir kazada ortaya çıkacak zarar sorumluluğunun kimin tarafından yükleneceği konusundaki belirsizliğe dair ÇED raporunda herhangi bir düzenleme olup olmadığı, bunun iç hukuktaki karşılığının değerlendirilmesi istendi.
  • ÇED raporunda tesiste meydana gelecek olası nükleer kazanın neden olacağı, hasarı karşılayacak sorumluluğun hangi tarafa ait olacağına dair bilginin olup olmadığının sorgulanması, nükleer santrallerde meydana gelen kazalar sonucu 3. kişilere verilecek zararlara karşı sorumluluk kapsamında konvansiyon olarak bilinen ESPOO Konvansiyonu'na Türkiye'nin taraf olmaması karşısında ortaya çıkacak hukuksal boşluğun göz önüne alınması istendi.
  • 1981 yılının Ağustos ayında ABD-Ulusal Los Almos Nükleer Araştırma Merkezi'nin yayınladığı rapora göre "Askeri ve sivil nükleer reaktör programları arasında teknik bir sınırın olamayacağı" bilimsel tespitinin yapıldığı belirtilerek, Akkuyu NGS'nin askeri ve sivil nükleer reaktör programı olarak planlanıp planlanmadığına ilişkin bir belirlemenin olup olmadığının, salt enerji teminine yönelik bir yatırım olacağına ilişkin resmi bir taahhüdün bulunup bulunmadığının ele alınması istendi.
  • Rus Rosatom şirketinin Rusya, İran, Çin ve Hindistan'da kurduğu nükleer santrallerde kullanılan ve menşei belli olmayan ekipmanların kullanılmasından ve rüşvet olaylarından dolayı son yıllarda üst düzey 270 yöneticisinin tutuklandığı, ÇED Raporunda Rosatom şirketinin bu ticari geçmişi hususunda bir araştırma ve incelemenin olup olmadığının tespit edilmesi istendi.
  • Kurulması planlanan VVER-1200 tipi reaktörlerin sınanmışlığının olmadığı, bu tip reaktörlerin Avrupa standartlarına uygunluğu konusunda ÇED raporunda bilgi olup olmadığı, Uluslararası Konvansiyonlar kapsamında kurulacak santral IAEA'nin kriterlerine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi istendi.
  • ÇED raporunda kurulacak 4 ünite için yılda 1.02 x 10e14 bequrel olarak radyoaktif gaz yayılımının öngörüldüğü, bu envanterin bilinen emisyon bulgularına uygun olup olmadığı, basınçlı su ile çalışan VVER-1200 tipi reaktörlerinde çevreye salınacağı bilinen Trityum (H-3) ve Karbon (C-14) izotopuna envanterde yer verilmediğinin göz önüne alınarak bu izotopların çevresel etkilerinin değerlendirilmesi istendi.
  • ÇED raporunda; kurulacak 4 reaktörden alınacak radyoaktif atık miktarları, radyoaktif yakıt ve kullanılmış nükleer yakıtın ne şekilde bertaraf edileceği konularındaki bilgilerin yeterli ve doğru olup olmadığının belirlenmesi istendi.
  • Kullanılmış atık yakıtların ve diğer atıkların nasıl ve ne kadar süre santral sahasında geçici izole mekanlarında tutulacağının ÇED Raporunda belli olmadığı, bu belirsizlik halinin bölgeyi nükleer atık çöplüğü haline getirebileceği, bu riskin de göz önüne alınması istendi.
  • Nükleer kompleksin içinden geçen soğutma sistemine katılan veya kullanılacak toksik kimyasallar hakkında ÇED Raporunda yeterli bilginin olup olmadığının tespit edilmesi istendi.
  • Akkuyu nükleer güç santralı soğutma suyu modellemesinde, Akdeniz'den çekilecek su miktarı, deşarj edilecek soğutma suyunun sıcaklığı ve kimyasal özelliği sonucu Doğu Akdeniz Sualtı Hayatı üzerinde yaratacağı etkilerin ÇED raporunda incelenip incelenmediği, kısacası ÇED raporundaki tedbirlerin Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunmasına İlişkin Barselona Sözleşmesi'ndeki yükümlülükleri karşılayıp karşılamadığı soruldu.
  • Projedeki Acil Durum Planları bölge gerçekliğine uygun olup olmadığının incelenmesi istendi.
  • Bilirkişilerin; Akkuyu NGS projesinin tanıtımı amacıyla Türkiye'den işadamları ve politikacıların götürüldüğü Novovoronez Nükleer Kompleksi'nde bu güne kadar yaşanan kazaların ve santralın şu anki durumunun, ayrıca Rusya'da kurulmak istenen Balakova Nükleer Santrali hakkındaki gelişmelerin değerlendirmeleri talep edildi.

Bu talepler TBB vekilleri tarafından dosyaya yazılı olarak iletildi, keşif sonunda önceden hazırlanan tutanağa gereken itirazlar yapıldı, tutanak itiraz-i kayıtla imzalanarak yapılan usulsüzlük kayıt altına alındı.

Keşfi değerlendiren TBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Komisyon Başkanı Av. Ali Arabacı, “Komisyonumuz üyeleriyle, özel teknik uzmanıyla TBB Akkuyu NGS keşfinde etkili bir rol üstlendi. Keşifte sunulan bilimsel görüşlerin, bilimsel ve hukuki itirazların önce bilirkişiler tarafından, ardından davayı gören Danıştay 14. Dairesi tarafından dikkate alınacağını, Akdeniz havzası ve dünyanın geleceği açısından yaşamsal risk taşıyan nükleer santral projesinin iptal edileceği beklentimizi dile getirmek istiyoruz. Türkiye Barolar Birliği, çevre sağlığının ve canlı yaşamının korunması konusundaki sorumluluğu gereği olayın sonuna kadar takipçisi olacaktır” dedi.

 

Fotoğraflar


Fotoğraf 1

Fotoğraf 2

Fotoğraf 3

Fotoğraf 4

Fotoğraf 5

Fotoğraf 6

Fotoğraf 7

Fotoğraf 8

Fotoğraf 9

Fotoğraf 10