Anayasa Mahkemesinden Bozmadan Sonra Islahla İlgili Önemli Karar ve Karara İlişkin TBB Yasa İzleme Merkezi Özeti

2304

ANAYASA MAHKEMESİNİN BOZMADAN SONRA İSLAHLA İLGİLİ KARARINA İLİŞKİN öZET

-TBB YASA İZLEME MERKEZİ-

 

 

Başvuru Numarası: 2019/23977

Karar Tarihi: 15/2/2023

R.G. Tarih ve Sayı: 23/5/2023 – 32199

“Bozma kararı uyarınca tahkikat yapıldığı durumda bozma kararından sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığına dair mahkeme yorumları mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucunu doğurur”

Anayasa Mahkemesi 2019/23977 numaralı bireysel başvurunun, ıslah talebinin tahkikata devam edilmesine rağmen bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına dayalı kısmıyla ilgili kararında;

1.      Genel ilkeler bağlamında, hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin hukuki belirlilik taşıyan şeklî manada bir kanuna dayalı, olması zorunluluğuna ve derece mahkemelerinin yorumlarının kanunun açık lafzıyla çelişki içinde olduğu veya kanun metni dikkate alındığında bireyler tarafından öngörülmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığı hâllerde mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı kanaatine varılabileceğine işaret etmiştir.

2.      Somut  olay bakımından ise,

         a.         Olayda bireysel başvurunun konusunu, bozma kararından sonra ilk derece mahkemesince tahkikata ilişkin bir işlem yapılması hâlinde ıslah talebinde bulunulmasının mümkün olup olmadığı hususunun oluşturduğunu tespit etmiş,

         b.         Bireysel başvuru yapıldıktan sonra kanun koyucu tarafından 6100 sayılı Kanun'un 177. maddesine eklenen (2) numaralı fıkrada Yargıtay’ın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceği düzenlemesine yer verildiği,

         c.         Yargılama sürecinde başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine dair kararın bozulması üzerine bozma kararı uyarınca yaptırılan bilirkişi incelemesi sonrasında ıslah talebi doğrultusunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın “bozma kararından sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı” gerekçesiyle bozulduğu ve bozmaya uyulup, dava dilekçesinde talep edilen miktar ile bağlı kalınarak başvurucu lehine tazminata hükmedilerek kesinleştiği,

         d.         (1086 sayılı mülga Kanun ile) 6100 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinde bozmadan sonra ıslahın mümkün olmadığına yönelik açık veya örtülü bir hüküm yer almadığı, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına yönelik genel kuralların içtihatlarla belirlendiği, davada dayanılan YİBGK'nın 4/2/1948 tarihli kararında bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına yönelik yorum yapılırken tahkikat aşamasının ilk derece mahkemesindeki bozma kararından önceki yargılama süreciyle sınırlandırıldığı, bozma kararından sonra tahkikata yönelik işlemlerin niteliğine dair herhangi bir değerlendirme yapılmadığı,

         e.         Müdahaleye konu içtihadın geliştirildiği YİBGK kararlarının temelinde bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durumların ortadan kaldırılmaması gibi makul bir amacın bulunduğu, bununla birlikte aynı kararlara göre bozma kararından sonra tahkikata devam edildiği hâllerde de ıslah yapılamaması anayasal anlamda kanunilik ölçütü bakımından öngörülemez bir durum olduğu, her ne kadar ıslahın ancak bozma kararına kadar yapılabilmesi suretiyle bozma kararıyla ortaya çıkan hukuki sonuçların korunması hedeflense de mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde bakıldığında aşırı bir külfete yol açılmaması için ıslah müessesesinin amaçlarına uygun olarak kategorik bir yaklaşım yerine davaya konu zararın veya alacağın miktarının tespiti bakımından bozma kararından sonra tahkikatın devam ettiği durumlara yönelik olarak her somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiği,

         f.          Ayrıca mahkemelerin hukuk kurallarını yorumlama yetkisinin, bunların Anayasa hükümleri ışığında yorumlanması yükümlülüğünü de beraberinde getirdiği, buna göre mahkemelerin, önlerindeki uyuşmazlığa uygulayacakları mevzuat hükümlerini anayasal ilke ve güvenceleri gözeterek yorumlama mecburiyetinde oldukları, bir mevzuat hükmünün birden farklı biçimde yorumlanmasının mümkün olduğu hâllerde (Anayasa’ya uygun yorum ilkesi uyarınca) Anayasa'ya aykırı olan yorumun benimsenmesinden kaçınılmasının Anayasa'nın üstünlüğü ilkesinin bir gereği olduğu,

         g.         Somut olayda mahkemelerce hükme esas alınan YİBGK kararlarında bozma kararları sonrasında tahkikat işlemlerinin yapıldığı hâller yönünden herhangi bir ayrım ve istisnaya yer verilmediği, dolayısıyla mahkemelerce bütün uyuşmazlıklar yönünden bozma kararından sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı şeklindeki kategorik yorumun mahkemeye erişim hakkını önemli ölçüde sınırladığı,  mahkemelerce ilgili kanun hükmü temel hak ve özgürlükleri daraltıcı bir biçimde yorumlandığı, nitekim kanun koyucunun da meseleye el atarak 28/7/2020 tarihli kanun değişikliği ile ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabileceğini açıkça düzenlediği,

         h.         Olaydaki gibi, bozma kararı uyarınca tahkikat yapıldığı durumda ıslah talebinde bulunulmasına yönelik mevzuatta açık bir engel bulunmamasına karşın kategorik bir yaklaşımla hiçbir istisnaya yer vermeden her durumda bozma kararından sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı hususundaki mahkeme yorumlarının öngörülemez olduğu ve bu yorumların anayasal anlamda kanunilik ölçütüne uygun olmadığı sonucuna varıldığı,

         ı.          Varılan sonuca göre müdahalenin meşru bir amacının bulunup bulunmadığının veya ölçülü olup olmadığının değerlendirilmesine gerek görülmediği, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşıldığı,

Belirtilmiştir.

Kararda, temyiz merciinin bozma kararlarının hukuki sonuçları bakımından önemli bir saptama yaparak; bozma kararı ile ilk derece mahkemesinde yürütülen davanın ilgili aşamasına (olayda tahkikat aşaması) geri dönüldüğünü, dolayısıyla o aşamada kullanılması mümkün yargısal hakların, bozma kararından sonra da kullanılmasına kanuni engel bulunmadığı, bu durum dikkate alınmadan yapılacak kategorik uygulamanın, kanuni dayanaktan yoksunluk nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmesi sonucunu doğurduğu saptaması öne çıkmaktadır.

 

Anayasa Mahkemesinin 15/2/2023 Tarihli ve 2019/23977 Başvuru Numaralı Kararı