Avukatlar İçin İnsan Hakları Eğitimi

5133
A

Avrupa Konseyi tarafından HELP Programı çerçevesinde düzenlenen “Avukatlar İçin İnsan Hakları Eğitimi” konulu çalıştay, Türkiye Barolar Birliği Av.Özdemir Özok Kongre Merkezinde yapıldı.

Eğitim çalışmasına değişik barolardan gelen 30 avukat katıldılar. Eğitim programı kapsamında; Avrupa İnsan Hakları’nın Türkiye HELP Programı çerçevesinde ulusal düzeyde uygulanması, avukatların kapasitelerinin artırılması, elektronik öğrenimin methodolojisi, araçları, planlanması, programın ileriki aşamaları gibi konular tartışıldı.

Eğitim çalışmasına eğitici olarak Avrupa Konseyi HELP Projesi Menejeri Natacha De Roeck, Av.Serkan Cengiz, Av.Musa Toprak, Av.İlkem Altıntaş, Av.Zeynep Pelin Ataman katıldılar.

Eğitim programının açılışında Birlik Başkanı Coşar aşağıdaki konuşmayı yaptı;

“Değerli Katılımcılar,
Sevgili Meslektaşlarım,

Sizi Türkiye Barolar Birliği adına, Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşlarım adına, kendi adıma sevgi ve saygı ile selamlıyor, hoş geldiniz diyorum.

Geride bıraktığımız yirminci yüzyıl, özellikle teknoloji alanında getirdiği olağanüstü buluşların, yeniliklerin yanı sıra, totaliter rejimlerin yıkılmasına, rakipsiz bir siyasal örgütlenme modeli olarak demokratik yönetimlerin kurulmasına tanıklık etmiştir. Bu gelişme ve değişmelere bağlı olarak insan hakları ve siyasal özgürlük başta olmak üzere, diğer hak ve özgürlükler, yirminci yüzyılla birlikte egemen retoriğin önemli ve vazgeçilmez parçası haline gelmiştir.

Devlet olsun, piyasa ve hukuk sistemi olsun, iktidarıyla muhalefetiyle siyasi partiler olsun, medya, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları, başkaca çıkar ve baskı grupları olsun, kamusal tartışma forumları olsun, bugün yaptığımız türden eğitim çalışmaları olsun bütün bu alanlarda ve konularda getirilen düzenlemelerin dağıttığı yararların pasif alıcıları olmaktan daha çok, değişimin aktif özneleri olarak görülen bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin artırılmasına, insan haklarının evrensel düzeyde kabul edilmesine ve güvence altına alınmasına önemli katkılarda bulunmuştur.

Hepimizin çok iyi bildiği üzere, kategorik hukuk ilkeleri olarak hukuk felsefesinin merkezinde yer alan, özgürlük, eşitlik gibi en temel iki ontolojik ve ahlaki değerden türeyen insan hakları, diğer bütün hak iddialarına göre ahlaki öncelik taşır. En geniş anlamda siyasal meşruluğun da ölçütü olan insan hakları, her insanın, sadece insan olması nedeniyle sahip olduğu özgürlük ve eşitlik değerlerinin başkalarınca tanınmasını ve her türden dış saldırıya karşı korunmasını gerektiren en üstün ahlaki taleptir ve diğer bütün ahlaki, hukuki ve siyasal taleplerden önce gelir.

Yaşamak için değil, onurlu bir yaşam sürmek için gereksinim duyduğumuz insan hakları, Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmelerinde de vurgulandığı üzere, "insanın, insan olarak özündeki onurdan" kaynaklanır. Bu öz, insanın ahlaki doğasıdır.

İnsan hakları, sadece emelleri, amaçları, önerileri, talepleri, övgüye değer düşünceleri değil, temelinde haklar olan toplumsal değişim taleplerini de ifade eder. O nedenle bu talepleri en başta kendi ülkemizde olmak üzere uluslararası topluma yöneltmemiz ve bu suretle insan hakları standartlarının egemen olduğu bir dünyanın gerçekleşmesine hep birlikte katkıda bulunmamız gerekir. Zira yirminci ve yirmi birinci yüzyılın egemen retoriği haline gelen insan hakları, modern toplumun standart tehditlerine karşı kişi onurunu korumak için insan zekasının bugüne kadar geliştirdiği en iyi ve tek yetkin siyasal ve hukuksal araçtır.

Değerli Meslektaşlarım,

Amerikalı siyaset bilimci Jack Donnely'nin özlü yaklaşımı ile insan hakları, birey ile devlet arasındaki ilişkinin temelini, insan hakları ile korunan alanlarda bireyin devlete önceliğine dayandırır. İnsan haklarının topluma ve devlete karşı ahlaki önceliği ve üstünlüğü vardır ve bunlar, aşırılığa kaçması halinde onları devlete karşı kullanabilen bireylerin sahipliğinde ve denetimindedirler. Bu, bütün bireylerin yalnızca eşit olduklarını değil, aynı zamanda özerk olduklarını -devletin veya yöneticilerin çıkarlarından farklı çıkar ve amaçlara ve bunları gerçekleştirme hakkına sahip bulunduklarını- da ifade eder.
Donnely'nin isabetle vurgu yaptığı üzere, insan hakları talebi burjuvazinin kendi sınıf çıkarlarını koruma taktiği olarak başlamış olsa da, evrensel ve vazgeçilmez kişi hakları mantığı bu kökenlerden çoktan kopmuş durumdadır. Sosyo-politik bireyselleşme ve devlet kurma süreçleri Batıda gerçekleşmiş olmakla birlikte, bunlar zamanla bütün dünyaya yayılmıştır. Eşit ve özerk bireylerden oluşan bir toplumun yapısal temeli böylece, kökeninin tarihsel bakımdan özgül ve rastlantısal olmasına rağmen evrenselleşmiştir. O nedenle insan hakları, gitgide artan ölçüde, yalnızca ahlaki idealler olarak görünmemekte, fakat aynı zamanda insan onurunu korumak ve gerçekleştirmek için hem nesnel ve hem de öznel bir zorunluluk olarak görülmektedir.

Değerli Meslektaşlarım,

Amerikalı meslektaşımız Luis Land'in "Ben Avukatım'' isimli şiirinde ifade ettiği üzere: "Kaba gücün yerine merhameti, adaleti, hakkaniyeti biz avukatlar koyduk. İnsanoğluna diğerlerinin hakkına, mülkiyetine, özgürlüğüne saygıyı; Vicdan, ifade ve toplanma özgürlüğünü biz avukatlar öğrettik. On Emre giden yolu biz avukatlar hazırladık. Yunanistan 'da kölelerin, Roma 'da esirlerin özgürlüğü için biz avukatlar savaştık. İnsan Hak ve Özgürlükleri Bildirgesi'ni biz avukatlar yazdık. Köleleri biz avukatlar savunduk. Kölelikten Kurtuluş Bildirgesini yayımlayan biz avukatlarız. Tüm savaşlarda özgürlük için savaşan biz avukatlarız. Irk, renk, sınıf cinsiyet ya da din ayrımı yapmaksızın insanlığın eşitliği için biz avukatlar çalıştık, biz avukatlar çalışıyoruz.''

Demem şu ki, biz avukatların tarihi insan hakları mücadelesi ile geçmiştir. Dünden bugüne değişen hiçbir şey yoktur, hepimiz bugün de aynı onurlu mücadelenin içerisindeyiz. Bu mücadelede fikren ve ruhen daha zinde, daha güçlü olmamız için insan hakları konusundaki argümanlarımızı güçlendirmek,bilgilerimizi yenilemek zorundayız. Bu ve benzeri etkinliklere, eğitim çalışmalarına o nedenle ihtiyacımız var.

Bu çalışmanın son derece yararlı sonuçlar doğuracağına olan inancımı sizinle paylaşır, çalışmasının düzenlenmesinde emeği geçen herkese, Birliğimiz adına, kendi adıma, sizin adınıza teşekkür eder, hepinizi bir kez daha sevgi ve saygı ile selamlarım.”