BUGÜN HATAY’IN ANAVATANA KATILIŞININ 80. YIL DÖNÜMÜ…

401
A

Bugün Hatay’ın anavatana katılışının 80. yıl dönümü… Gazi Mustafa Kemal Atatürk ömrünün son yıllarını adadığı Hatay sorununun çözüldüğünü maalesef görememiş idi.  O gün için etrafındaki kimse de Gazi’nin Hatay’ı niçin adeta hayatının merkezine koyduğunu anlamamıştı.

Bunun sebebi birden çoktur. Hatay kadim bir kenttir. Medeniyetlerin gerçek anlamda beşiğidir. Hatay’ın vatan parçası olarak tescillenmesi, hiç kuşkusuz Anadolu kültürünün zenginliğini koruması ve gelişmesi için paha biçilmez değerdedir. 

Ancak Gazi’yi Hatay’ı son döneminin en önemli meselesi yapmaya zorlayan sebep sadece bu değildir.  Hatay, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlığının güvencesidir. Hatay, Türkiye’nin bölge gücü olmasının anahtarıdır.  

Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren, ‘yurtta barış dünyada barış’ ilkesine sadık kalan Türkiye, Orta Doğu'yu çok yakından izlemekten de hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Güney sınırımızdaki Türkmen kardeşlerimizi her zaman koruyup kollamış, onların Türkiye'nin savunmasındaki değerini hep bilmiştir. Hatay bu sebeple son derece stratejik bir konumdadır.

Hatay’ın Doğu Akdeniz'deki Türk varlığı açısından vazgeçilmez önemi Kıbrıs Adası’nın Karpaz Burnu ile birlikte düşünüldüğünde daha da açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. İskenderun Körfezi’ne doğru uzanan Kıbrıs'ın Karpaz Burnu ile Körfez arasında kalan bölge, muhtemelen petrol ve doğal gaz yatakları açısından Kıbrıs’ın güneyinde kalan alandan bile daha zengindir. Nitekim bu yüzden Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan'ın Türkiye'ye dayatmaya kalkıştığı her planda Karpaz’ın Rumlara verilmesi vardır.

Hatay, emperyal güçlerin güney sınırımızda İsrail’in güvenliğini sağlamak ve orta vadede bizi de bölmek için kurmaya çalıştıkları yeni devletimsi yapının denize açılmasının önündeki coğrafi açıdan tek engeldir.  PKK/YPG yönetiminde olması istenen bu devletimsi yapının denize açılacak kapısı olmaz ise, enerji koridoru işlevi göremeyecek, değeri de olmayacaktır. Bu sebeple bölücü örgüt PKK, Amanos Dağları’nda sürekli terörist gruplar bulundurur. 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde burada konuşlandırdığı silahlı güçlerin yapısında bir artış olduğu da bilinmektedir. Amaç bellidir. Türkiye'de çıkacak bir iç kargaşada Hatay'ı ele geçirmeye kalkışmak…

Hatay'ın binlerce yılda örnek alınacak bir dengeyi bulmuş kültürel yapısını bozacak demografik hareketleri önlemek gereklidir. Burada elbette özellikle Suriye'den gelen sığınmacılardan söz ediyorum. Suriyeli sığınmacıların bir plan dâhilinde memleketlerine artık geri gönderilmeleri gereklidir. Bunda bir gecikme olacak ise -ki kolay bir iş değildir geri göndermek, Hatay’daki sığınmacıların büyük çoğunluğunun geçici bir çözüm olarak dengeli bir şekilde başka illere yerleştirilmesi ulusal güvenlik açısından değerlendirilmelidir. Konu geçiştirilemeyecek kadar önemli, görmezden gelinemeyecek kadar hayatidir.

Bu vesileyle; başta büyük vizyoner Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, anavatana katılma öncesi dâhiyane bir geçiş aşaması olarak işlev gören Hatay Cumhuriyeti’nin Kurucu ve tek Devlet Başkanı Tayfur Sökmen'i, Meclis Başkanı Abdülgani Türkmen'i, Başbakanı Abdurrahman Melek'i, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'yü, Türk Dışişleri'nin vatansever diplomatlarını ve isimsiz tüm kahramanları rahmetle anıyoruz.

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı