ÇEVRE VE HUKUK SEMPOZYUMU

4861
A

ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ’NDEN GEZİ PARKI’NA ÇEVRE VE PLANLAMA KONUSUNUN ELE ALINDIĞI ‘ÇEVRE VE HUKUK SEMPOZYUMU’ TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ’NDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Atatürk Orman Çiftliği’nden Gezi Parkı’na çevre ve planlama konusunun ele alındığı ‘Çevre ve Hukuk Sempozyumu’, 20 Aralık 2014 tarihinde Türkiye Barolar Birliği’nde gerçekleştirildi.

Çevre konusunun uzmanlarının konuşmacı olarak yer aldığı sempozyumun açış konuşmasını yapan Türkiye Barolar Birliği Genel Sekreteri Av. Güneş Gürseler, çevrenin kalkınmanın hem kaynağı hem sınırı olduğu bilincinin yerleştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Gürseler şöyle konuştu:

Elinizdeki programda bu konuşmayı Sayın Birlik Başkanımız Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun yapacağı belirtiliyor. Ne yazık ki biz evvelki akşam Gaziantep’te çok kötü bir saldırıya maruz kaldık meslek olarak ve bir meslektaşımız bürosunda katledildi. Bugün şu sıralarda meslektaşımızın Gaziantep’te cenazesi var. Başkanımız ve bir kısım yönetim kurulu üyelerimiz, baro başkanlarımız Gaziantep’e gittiler. O nedenle bu konuşmayı Başkanımız yerine ben yapma durumundayım. Anlayışla karşılayacağınızı düşünüyorum.

Katkılarınız için hepinize çok teşekkür ediyoruz. Burada çevre konusunun birbirinden değerli uzmanları var. Türkiye’de yıllardır sürdürülen ve oluşturulmaya çalışılan çevre bilinci, çevre hukuku anlayışı, enerji-çevre ilişkisi konusunda katkıları olan değerli konuşmacılarımız bu oturumlarda bizimle birlikte olacak.

Bu etkinliğin gerçekleştirilmesinde ve bundan yaklaşık 15 gün kadar önce ‘Enerji ve Hukuk’ konulu bir toplantımız vardı. Onları gerçekleştiren başta Başkan Başdanışmanımız Sayın Prof. Dr. Necdet Basa’ya, Sayın Necdet Pamir’e ve özellikle de bu toplantı için büyük katkıları olan Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Çevre Hukuku Öğretim Üyesi Sayın Doç. Dr. Süheyla Suzan Alıca’ya çok teşekkür ediyoruz.

‘Çevre ve Hukuk’ olarak konulan başlıkta çevre hukukunun gelişimi ve çevresel değerlere hukuksal güvenceler kazandırması yolunda örneklerin yaygınlaşmasıyla birlikte çevre, insan hakları felsefesi alanında tartışılmaya başlandı ve 3. kuşak insan hakları ve dayanışma hakları çerçevesinde değerlendirildi ve UNESCO insan hakkı olarak çevre hakkını genel bir kabulün içine aldı. Barış hakkı, gelişme hakkı, insanlığın ortak mirasından yararlanma hakkıyla birlikte değerlendirilen bir yapıya kavuştu. 1968 Tahran Bildirgesi’nde belirtildiği gibi insan hakları ve temel özgürlükler bölünmez olduğundan; ekonomik, sosyal ve kültürel haklar tanınmaksızın kişi hakları ve siyasal hakların tam olarak gerçekleşmesi mümkün değildir. Bu nedenle insan haklarının sınıflandırılıp sınırlanması, birbirleriyle ilişkilerinin olmadığı anlamına gelmez. Çevre tüm hakların kullanılabileceği yaşam ortamını ifade ettiğinden çevre hakkı da bütün bu ayrımlara karşın tüm hak ve hürriyetlerin varlık ve geçerlilik şartıdır. Haklar ancak yaşanabilecek bir ortamda kullanılacaktır. Bunun için çevrenin, çevre hakkının, çevre hukukunun diğer disiplinlerle ilişkilerini, ekonomi – ekoloji ilişkisini bu kapsamda değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum.

Bugünkü toplantının “hukuk” başlığı altında, dört tane güncel hukuk ve çevre katliamı olayından yola çıktığımızda planlamayla olan ilgisi de ortaya çıkıyor. Şehircilik hukuku, imar hukuku, idari yargı hukuku, hepsi şu dört olayda var. Önce şunu söylemek istiyorum; Türkiye Barolar Birliği olarak bizim bir Çevre ve Kent Hukuku Komisyonumuz var, bu komisyonda çok yoğun çalışan arkadaşlarımız var. Bu belirtilen dört olayın hemen hemen hepsiyle ilgili onların açtığı ve sonuç aldığı davalar var. Onları da buradan saygıyla selamlıyorum.

Tabi Türkiye ‘plan mı, pilav mı?’ geçmişinden geldiği için planı kolay kolay kabul etmek, hele genlerinde hala göçebeliği taşıyan bir ulusta planı kolay kolay kabul etmek mümkün olmadı ve olmuyor. Biz İstanbul’u “Şöyle yıkacaksınız, burası cadde olacak” diyen Başbakan da gördük, biz “Çankaya’nın bahçesini de veririm” diyen Cumhurbaşkanı da gördük, biz “Ne olacak patates yetişen tarlada otomobil yetişiyor” diyen Başbakan gördük. Şimdi de “Ben yaptım, gel yık bakalım” diyen Başbakan ve Cumhurbaşkanı görüyoruz.

Planlama deyince, belki espri diyeceksiniz, aslında hepimizin genlerinde biraz mimarlık var, bu göçebelikten kaynaklanıyor diyorum. Üç kuşak aynı evde oturanımız yok bir kere bu göçebelik nedeniyle. Hiç birimiz, ben dâhil, satın aldığımız evin planını değiştirmeden oturmuyoruz. Kimimiz kış bahçesi yapıyoruz, kimimiz odanın duvarını değiştiriyoruz, kimimiz balkonu kapatıyoruz. Bu şehir yönetimlerinde de öyle. Bizzat tanık olduğum “bu cebimde on tane mimar, bu cebimde on tane mühendis var” diyen belediye başkanları var. Adam oturuyor şehir lambalarının taslağını çiziyor. Yani bu anlayışları yaşayan bir ülkede hepimizin işi çok zor. Çevre hukukunu geliştirmek, çevre planlamasını yatırım kararları verecek noktada planlamanın içine alabilmek hepsi çok zor. Ama tabii bunun çözümü yok mu? Var, nasıl olması gerekiyor: Ekonomi – ekoloji bilincini, onların arasındaki ilişkiyi topluma yaymamız gerekiyor. Ve çevrenin kalkınmanın hem kaynağı hem sınırı olduğu bilincini yerleştirmemiz gerekiyor. Eko-politikaları geliştirebilecek eko-partiler oluşturmamız, eko-partilerde çalışacak eko-politikacılar oluşturmamız ama bütün bunları destekleyecek ve çevresel kaygıyla oy verecek eko-seçmen haline gelmemiz gerekiyor.

Ben katılımlarınız için çok teşekkür ediyorum. Hepinize başarılar diliyorum. Ve tekrar bu toplantıyı gerçekleştiren değerli arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum.

Açış konuşmasının ardından başkanlığını Türkiye Barolar Birliği Başkan Başdanışmanı Av. Prof. Dr. Necdet Basa’nın yaptığı birinci oturumda; Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağatay Keskinok, ODTÜ Öğretim Görevlisi Feridun Duyguluer ve Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan konuşma yaptılar.

Başkanlığını TMMOB Petrol Mühendisleri Odası Enerji Politikaları Çalışma Grubu Başkanı Necdet Pamir’in yaptığı ikinci oturumda; Şehir Plancıları Odası 2. Başkanı Ayşe Işık Ezer ve Türkiye Sürdürülebilirlik Akademisi Başkanı Murat Sungur Bursa görüşlerini dile getirdiler.

ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağatay Keskinok’un başkanlığını yaptığı üçüncü oturumda Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Çevre Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süheyla Suzan Alıca ve Danıştay 6. Dairesi Tetkik Hakimi İsmet Can sunuş yaptılar.

Başkanlığını Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Çevre Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Süheyla Suzan Alıca’nın yaptığı son oturumda; Mimarlar Odası Ankara Şubesi Avukatı Gökçe Bolat, Şehir Plancıları Odası Avukatı Koray Cengiz ve Ziraat Mühendisleri Odası Avukatı Zuhal Dönmez konuşmacı olarak yer aldılar.