CUMHURİYETİMİZİN YENİ YÜZYILINDA HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ TEREDDÜTSÜZ BİR ŞEKİLDE SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ

703

İki gün önce Antalya’da özel bir eğitim kurumunda çalışan edebiyat öğretmeni Emine Karakaş’ın Cumhuriyetimizin yüzüncü yılı dolayısıyla düzenlenen törende yaptığı konuşma nedeniyle gözaltına alınması ve hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” suçundan soruşturma başlatılarak adli kontrolle serbest bırakılması; dün gazeteci Tolga Şardan’ın yargıda yolsuzluk iddialarıyla ilgili yapmış olduğu bir haber nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinde düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçuna dayanılarak gözaltına alınması ardından tutuklanması; aynı şekilde gazeteci Dinçer Gökçe’nin bazı hükümlülerin süresinden önce tahliye edilebileceklerine ilişkin haberi nedeniyle yine Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi kapsamında gözaltına alınması, Cumhuriyetimizin yeni yüz yılının ilk iki gününe sığan ceza adalet sistemi pratikleridir.

Türkiye Barolar Birliği, Türk Ceza Kanunu’na 217/A maddesi eklenmesi konusu henüz TBMM Genel Kurul gündemindeyken yaptığı açıklamada “Bu düzenlemenin hak ve özgürlükler önünde engel yaratacağını şimdiden öngörebiliyoruz. Bu haliyle kamuoyuna dezenformasyonla mücadele etiketi altında sunulan teklifin ifade özgürlüğü hakkının engellenmesine yönelik yeni bir araç olarak kullanılabileceğinin farkındayız” diyerek kanun teklifi hakkında uyarısını yapmış; “Türkiye’nin, eleştirel her türlü düşüncenin bastırıldığı ve yasaklarla anılan bir ülke olmaması için, hak ve özgürlük alanlarını daraltan değil koruyan hukuki düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu” hatırlatmıştır. Bugün, o günkü endişelerimizde haklı çıkmanın üzüntüsünü yaşıyoruz.

Hak ve hürriyetleri genişletmesi beklenen Yargı Reformu Stratejisi’nin konuşulduğu, içinde “ifade özgürlüğünün güçlendirilmesi amacıyla uygulamadaki eksikliklerin tespit edileceği çalışmaların yapılacağı” belirtilen yeni Kalkınma Planı’nın yayınlandığı bir günde, yargı eliyle yurttaşların ve gazetecilerin ifade özgürlüğünün sınırlandırılmasının, reform çalışmalarının inandırıcılığı ve amaca dönüklüğü önündeki en büyük engel olduğunun altını çiziyoruz. Hak ve özgürlükler hemen şimdi, bugün ve burada uygulamacılar eliyle korunmadığı sürece, yazılı belgelerle bir sonuç alınamayacağını hatırlatırken, son günlerdeki uygulamaların hayli zedelenmiş olan yargıya güven duygusunu bir kez daha derinden sarstığına da dikkat çekiyoruz.

Türkiye Barolar Birliği’nin kendisine kanunla verilen “Hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumak, bu kavramlara işlerlik kazandırmak” görevi kapsamında, Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında da hak ve özgürlükleri tereddütsüz bir şekilde savunmaya devam edeceğini kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.


Türkiye Barolar Birliği