DİYARBAKIR BARO BAŞKANIMIZ AVUKAT TAHİR ELÇİ'Yİ, 8 YIL ÖNCE KATLEDİĞİLDİĞİ YERDE ANDIK

2667

Diyarbakır Baro Başkanımız Av. Tahir Elçi'yi, 8 yıl önce katledildiği Dört Ayaklı Minare önünde andık.

Tahir Elçi Vakfı ve Diyarbakır Barosu tarafından düzenlenen anma programı kapsamında Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, Başkan Yardımcısı Av. Ercan Demir, Sayman Av. Gökhan Bozkurt, Yönetim Kurulu üyeleri Av. Melih Yardımcı, Av. Nizam Dilek, Av. Ali Bayram, Av. Hicran Kandemir, Av. Abdülbaki Çelebi, Baro Başkanları ve meslektaşlar; Diyarbakır Adliyesi önünden Dört Ayaklı Minare'ye, üzerinde Tahir Elçi'nin fotoğrafı bulunan "Seni Unutmayacağız" yazılı pankartın arkasında cübbeleriyle yürüdü.

Dört Ayaklı Minare önündeki törende ilk olarak Tahir Elçi'nin son konuşması dinletildi.

Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren, "Tahir Elçi bizim kıymetlimizdir. Siyasi irade nasıl bir tutum alırsa alsın, mahkeme kimin gözlerine bakarsa baksın, bizim Tahir Elçi cinayetini aydınlatma irademizde zerre eksilme yoktur ve olmayacaktır" dedi.

Av. Türkan Elçi de "Bize yaşatılan zulmü unutturmak isteyenler, kötülüklerinden mahcubiyet hissetmeyenler! Biliniz ki aradan yıllar geçse de acımız hala ilk günkü kadar taze. Ve biliniz ki minarenin ayakları altındaki buluşmalar bizi günden güne çoğaltacak" ifadelerini kullandı.

"BİZ 8 SENEDİR ÖLDÜRÜLEN BARO BAŞKANIMIZIN YASINI TUTAMIYORUZ"

TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, anma törenindeki konuşmasında şunları söyledi:

"8 yıldır buradayız. Tam sekiz senedir kıymetli Baro Başkanımızın tarihi kültürel mirasına sahip çıkmak için can verdiği Dört Ayaklı Minare'nin ayaklarının dibindeyiz.

8 yıldır buraya gelirken girdiğimiz şu sokağın başında adımımı attığım ilk andan itibaren bir utanç, bütün benliğimi sarıyor. Aslında bu utanç, benim utancım olmamalı. Bu utanç; gözlerin önündeki, kameraların önündeki bir cinayeti bilerek, isteyerek aydınlatmayanların utancıdır.

8 senedir vicdan azabımız var. Bir Baro Başkanımız kameraların önünde katledildi. Acaba yeterince mücadele ettik mi, acaba elimizden gelen her şeyi yaptık mı diye. Bu vicdan azabı bize ait olmamalı. Bu vicdan azabı beş yıldır yargılama yapıyormuş gibi tiyatro sergileyenlerin vicdan azabı olmalıdır.

Biz 8 senedir öldürülen Baro Başkanımızın yasını tutamıyoruz, biz buraya anmaya gelemiyoruz. Çünkü anmak için gereği yapılmış olmalıdır, maddi gerçek ortaya çıkartılmış olmalıdır. Kişiler en ağır cezayla cezalandırılmalıdır. Kamu vicdanı tatmin olmalıdır. Biz ancak o zaman anmaya gelebiliriz. Biz buraya ne için geliyoruz biliyor musunuz? Vazgeçmeyeceğimiz bilinsin diye geliyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar, unutacağımızı, boşvereceğimizi, yoluna bırakacağımızı zannediyorlarsa, hiç umutlanmasınlar vazgeçmeyeceğiz. Biz buradayız. Değil 8 sene, 80 sene de geçse, Tahir Elçi'nin katledilmesindeki sorumluların tamamı ortaya çıkarılıp cezalandırılmadığı müddetçe, bu mücadeleyi devam ettireceğiz."

Anma töreni, Tahir Elçi'nin öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare'nin önüne karanfillerin bırakılmasının ardından Kabir Ziyareti ile devam etti.

ANMA PROGRAMI KAPSAMINDA "CEZASIZLIK VE İNSAN HAKLARI" KONULU PANEL YAPILDI

Gün boyu süren anma etkinlikleri kapsamında TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan, Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren, Londra Middlesex Üniversitesinden Prof. Philip Leach ve Av. Irma Van Der Berg'in katılımı ile 'Cezasızlık ve İnsan Hakları' konulu bir panel düzenlendi.

Sağkan, Tahir Elçi Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Av. Orhan Kemal Cengiz yönetimindeki panelde yaptığı konuşmada, 8 yıl önce Tahir Elçi'nin öldürüldüğü haberini aldığı anın, bir film karesi gibi hafızasında olduğunu söyleyerek, "O günden bu yana değişen çok şey olmalıydı. Sorumlular bulunup hak ettikleri cezayı almalılardı, Tahir Elçi’nin ailesinin, sevenlerinin ve meslektaşlarının kalplerinde senelerdir kanayan yaraya bizzat adalet pansuman yapmalıydı, katillerin aldığı cezalar sadece onlara değil yakın ya da uzak gelecekteki katil adaylarına da gözdağı vermeliydi ama olmadı. Sekiz senedir değişen tek şey; azalması gerekirken her geçen sene daha da büyüyen öfkemiz" dedi.

Sağkan, 1999 depremini, Sivas Katliamını ve Soma Maden Faciasını hatırlattığı konuşmasında, "Bizim, Türkiye’nin en karanlık yılları olarak tarihlere geçecek olan 90’larımız, faili meçhullerimiz, çokça trajedimiz ve bir o kadar da cezasızlık hikayemiz var. 2023 yılında ise Anne Şenyaşar, sadece 'adalet sarayı'nın önünde oturarak sessizliğiyle kulakları sağır etmeye devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Birlik Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ve şimdi bizler, meslektaşımız Tahir Elçi’nin bu hayattan koparılışının 8. senesinde de elimizde hiç sönmeyen bir fenerle Diyarbakır Surlarının dibinde inatla adaleti aramaya devam ediyoruz. Onun katilleri, cinayeti gözlerin ve kameraların önünde işleyecek kadar cüretkâr ama bir o kadar da korkaklar. Onlar; bir babayı yaşamdan koparacak karanlığı içlerinde yaşatmaya devam ederken, biz, Tahir Elçi’nin insan hakları mücadelesini sürdürecek ve cezasızlık politikasının kitlesel bir öğrenilmiş çaresizliğe dönüşmemesi için mücadele edeceğiz."

Cezasızlık politikasının katillere ve potansiyel katillere hizmet ettiğini kaydeden Sağkan, "Çünkü devletin, devleti var eden niteliklerinden biri olan adaleti tesis tekelinde cezasızlıkla açılan her delikten katiller nefes alma imkânı buluyor. Adalet isteyen milyonlara ise aynı cezasızlıkla gözdağı veriliyor. Onlara, adaletin peşine düşmemeleri salık veriliyor, düşülse de bu dikenli yolun sonunun hiçbir yere çıkmayacağı alt metni beyinlere kazılıyor. Adalet olmadığında tenzili rütbe alıp 'toplum'dan 'yığın'a dönüşecek milyonlar, hukuk eliyle yaratılan hukuksuzlukla sindiriliyor. Toplumsal bellek; adaletin hiçbir zaman tecelli etmeyeceği ön kabulü üzerinden cinayetlerle, trajedilerle, suikastlarla, kanla, gözyaşıyla şekillendiriliyor. Cezasızlık, hakikate ulaşma hakkından bir daha tekrarlanmama garantisine kadar pek çok hayati bileşeni tek başına ortadan kaldırıyor. Geriye kalansa, öğrenilmiş bir çaresizlik hissi" ifadelerini kullandı.

Sağkan, kötülükle mücadelenin ise tam olarak bu öğrenilmiş çaresizliğe başkaldırı ile başladığını söyleyerek sözlerini şöyle sonlandırdı:

"İşte burada biz varız; avukatlar, barolar, sivil toplum ve Tahir Elçi var. Susmayanlar, karşı çıkanlar, mücadele edenler, hafızaları tazeleyenler var. Toplumsal belleği çaresizlikle şekillendiren tarafından yazılan hikâyelerin sonunda kötüler, zorbalar ve katiller kazanmasınlar diye mücadele edenler, yeri geldiğinde canlarını ortaya koyuyorlar. Bizim hikayelerimizin sonunda hep iyilik kazansın, kardeşlik kazansın, çocuklarımız kazansın diye bir sur dibinde alçakça vuruluyorlar.

Tahir Elçi’nin katilleri bilmelidir ki, adalet arayışı süresince bizim içimizde çaresizliğin, unutmanın, yoluna bırakmanın zerresi yok. Aksine gün geçtikçe büyüyen dayanışmamız ve ülkemize, çocuklarımıza olan borcumuzun sorumluluğu var.

Tahir Elçi için adalet sağlanıncaya kadar hoşça kalmayacağız, iyi olmayacağız."


Haber ile ilgili Görseller

Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle