Dünya Kız Çocukları Günü Basın Açıklaması

5715
A

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Kadın Hukuku Komisyonu İle Birlikte ‘Dünya Kız Çocukları Günü’ Nedeniyle Bir Basın Açıklaması Yaptı

FEYZİOĞLU: KIZ ÇOCUKLARINI EĞİTMEYEN BİR TOPLUMUN ÇAĞDAŞLAŞMASI, İLERİYE GİTMESİ İMKÂNSIZDIR

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, Başkan Yardımcıları Av. Berra Besler ve Av. Başar Yaltı, Sayman Av. Sabri Erdal Güngör, Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Ali Arabacı, Av. Kürşat Karacabey, Av. Eyyüp Sabri Çepik ile Av. Yurdagül Gündoğan başkanlığındaki TBB Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM), Ankara, İzmir, Gaziantep, Samsun barolarının kadın komisyonu temsilcileriyle birlikte bir basın açıklaması yaptı.

Konuşmasında kız çocuklarının eğitiminin önemini vurgulayan Feyzioğlu şunları söyledi:

Bugün 11 Ekim Kız Çocukları Günü. Bugünün önemi şu: Malum Pakistan'lı 14 yaşındaki Malala Yusufzay, “benim haklarım var, eğitim hakkı da bu haklarım arasındadır” diyen bir aktivist, Taliban tarafından okuldan eve dönerken başından ve boynundan vuruluyor.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 11 Ekim’i “Dünya Kız Çocukları Günü” olarak belirliyor. Tabii bu bir kutlama değil. Bugün kız çocuklarının içinde bulunduğu durum, dünyanın içinde bulunduğu durum herhangi bir kutlamayı hak etmiyor. Nerede ilkellik varsa, nerede savaş varsa orada bilin ki ilk zarar gören kız çocukları; köle olarak satılan, ucuz işgücü olarak pazarlanan, çocuk yaşta evlendirilip babasının tahakkümünden kendinden kat be kat büyük bir başka erkeğin tahakkümüne sokulan kız çocukları.

Türkiye’de de maalesef durum kız çocukları açısından hiç de iç açıcı değil. Reşit olmadan evlendirilen kız çocuklarının sayısı reşit olmadan evlendirilen erkek çocukların sayısına göre 20 kat daha fazla. Bu sayı buz gibi acı gerçeği ortaya koyuyor. Bunu çocuk gelin olarak tanıtmak da aslında kanaatimizce çok doğru değil, çünkü küçücük bir kız çocuğunun sözde evlendirilmesi aslında bir başka erkeğin, kendinden belki de çok daha büyük bir erkeğin zevkine ve hizmetine sunulması. Bu bir evlilik değil, bu kölelik! Bu o kız çocuğunun birilerinin emrine tahsis edilmesi. O yüzden adını doğru koyarak, bunu yumuşatacak, şirin gösterecek tanımlamalardan kaçınalım.

Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM) olarak biz, 4+4+4 şeklinde sunulan eğitim sisteminin kız çocuklarını örgün eğitimden yani okula devamdan alıkoyduğunu tespit etmiş durumdayız. Kız çocukları son dörtte “evlendirilmek, tarlada angarya olarak çalıştırılmak, ev hizmeti yaptırılmak” için okuldan koparılıyor ve sözde dışardan eğitim diye birilerinin emrine sokuluyor. Bu dışardan eğitim değil, bu kız çocuklarının eğitim hakkının ve işin doğrusu toplumun geleceğinin elimizden alınması. Kız çocuklarını eğitmeyen bir toplumun çağdaşlaşması, ileriye gitmesi mümkün değil. Bunu hala anlayamayanlar varsa Ortadoğu’ya göz atmalarını istiyoruz. Kız çocuklarını eğitmemenin, onlara birey olarak davranmamanın bir toplumu getireceği yeri hala görmeyen ilkel beyinlere Ortadoğu’ya bakmalarını ve Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’in getirdiklerine, ilkelerine şükretmelerini istiyoruz.

İstanbul Sözleşmesi diye övüneceğiz ama şiddetle mücadele için İstanbul’da bir sözleşmenin imzalanması ancak bu sözleşmenin hükümlerinin Türkiye’de hayata geçirilmesini sağlamamız kaydıyla mümkündür. Eğer İstanbul’da imzalanmış bu sözleşmeye Türkiye uymazsa, sözleşmenin İstanbul’da imzalanmış olması bir övünç vesilesi değil, bir utanç vesilesidir. Ve bugün kız çocuklarının, kadınların uğradığı şiddet Türkiye açısından utanılacak bir durumdur.

Durum budur değerli dostlar. Bugün Ortadoğu bu hale nasıl geldi? Türkiye bu hale nasıl geldi? Ve Türkiye Ortadoğu gibi kan gölüne döner mi diye hayıflanırken geleceğe yatırım yapmanın tam zamanıdır. Eğitim yapılacak en doğru yatırımdır. Barışı silah değil eğitim sağlar.

Ben TÜBAKKOM’a teşekkürlerimi sunuyorum. Son derece başarılı çalışmalar yürütülüyor ve artarak da devam edecek çalışmaları. Türkiye Barolar Birliği’nin tam kararlılıkla bu konunun takipçisi olacağını bilmenizi istiyoruz.

Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM)’un açıklama metni için tıklayınız