FİLİSTİN’DE İNSAN HAKLARINA SAYGI TEMELİNDE ADİL BARIŞ TESİS EDİLMELİDİR

1994

İsrail’in 1948 yılından bu yana uyguladığı işgal politikası, Gazze’yi idare eden Hamas örgütünün 7 Ekim 2023 sabahı gerçekleştirdiği saldırılarla bir başka boyuta taşınmıştır. Hamas’ın sivillerin yaşam haklarını ihlal ederek başlattığı saldırıları sonrasında İsrail hükümeti, sahip olduğu ileri teknoloji ve yüksek savaş gücüyle iki buçuk milyon insanın yaşadığı Gazze Şeridi’ni hedef tahtasına dönüştürmüştür. En son gelişme olarak, İsrail ordusu Gazze’deki sivil Filistinli halka, evlerini terk edip Güney’e gitmeleri için yirmi dört saat süre vermiş durumdadır. Bu durum yeni katliam politikasının işareti olduğu gibi askeri olmayan hedefleri bilerek bombalamak, sivillere saldırmak ve topluca yerinden etmek uluslararası ceza hukukunda savaş suçu olarak tanımlanmaktadır.

İnsancıl hukukun tüm kurallarının göz ardı edildiği bu süreçte sayıları binleri aşan sivil İsrail vatandaşı ve Filistinli hayatını kaybetmiş, çok daha fazlası yaralanmıştır. İsrail, Gazze’deki Filistinlilerin elektrik, su, gıda gibi temel ihtiyaçlara erişimini engelleyerek büyük çaplı bir kuşatma uygulamak suretiyle, ayrım gözetmeksizin Filistin halkının tamamına yönelik top yekûn bir imha harekâtı yürütmektedir. Bu esnada, bir hukuk kurumu olan Filistin Barolar Birliği binası da İsrail tarafından bombalanarak yerle bir edilmiştir.

Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime dönük olursa olsun; insan hakları temelinde hareket etmek, insan haklarını savunmak ve korumak temel yaklaşımımızdır. Başta silahsız kadınlar, çocuklar, yaşlılar olmak üzere sivil halka, hak örgütlerine ve hukuk kurumlarına yönelik her türlü saldırıyı kınıyoruz.

Bugüne kadar çözümün değil sorunun parçası olan emperyalist politikaların uygulayıcısı devletlerin muhtemel askerî veya siyasi müdahaleleri, Filistin’deki olumsuz tabloyu yalnızca daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır. Bu sürecin, insan haklarına ve uluslararası hukuka saygı temelinde adil bir barış sağlanarak çözümlenmesinin ancak uluslararası kamuoyunun samimi baskısıyla mümkün olabileceği inancıyla, başta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Avrupa Birliği olmak üzere, uluslararası kurum ve kuruluşları acil inisiyatif üstlenmeye davet ediyoruz.

Türkiye Barolar Birliği