Güncel

3229
A

AİHM 2. DAİRESİNİN 21.1.2020 T.Lİ ŞAMAT/TÜRKİYE KARARI (29115/07) HK. NOT

Olay:

1. 1939’da Kemerburgaz’da yapılan “orman tahdidi” ilan yoluyla duyurulmuş ve 1940’da kesinleşmiştir (prg. 8). 1956’da yapılan kadastro çalışması sonucunda Kemerburgaz’da ihtilaf konusu taşınmaz, malik olarak Timur D. adlı kişiye kaydedilmiştir. Orman İdaresi ve Hazine, söz konusu taşınmazın, orman alanı içinde kaldığını ileri sürerek, Eyüp Tapulama Mahkemesinde tapu iptal davası açmış (prg. 10) ancak, dava 1979’da dava reddedilmiş (prg. 11) ve aynı yıl, Yargıtayın onamasıyla kesinleşmiştir (prg. 12).

Başvurucular, 1982-1994 yılları arasında Timur D.nin mirasçılarının söz konusu taşınmazdaki hisselerini satın almışlar ve çeşitli binalar yapmışlardır (prg. 13).

2. 1984’te orman kadastro komisyonu, bölgedeki orman alanının sınırlarının güncellenmesi amacıyla başlattığı “aplikasyon çalışması”nı 1985’te sonuçlandırmış ve ihtilaf konusu taşınmazın orman alanı içinde kaldığı sonucuna varmıştır. Bu sonuç, ilan yoluyla 1988’de duyurulmuş (prg. 15), 1993’te de, Hazinenin istemi üzerine tapu kaydına şerh düşülmüş ve yasa gerekli kılmadığı için, bu şerh başvuruculara tebliğ edilmemiştir (prg. 16).

3. Orman idaresi ve Hazine 2003’te, 1985’te sonuçlanan ve yasaya göre ilan yoluyla duyurulan “aplikasyon çalışması”nın sonuçlarına dayanarak, başvurucular aleyhine Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptal davası açmıştır (prg. 17). Başvurucular, Timur D. lehindeki 1979 kararına (kesin hükme) dayanarak savunma yapmışlardır (prg. 18). 2004’te Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesi davayı, kesin hüküm gerekçesiyle reddetmiş (prg. 20), Yargıtay ise, 1979 kararının, kesin hüküm niteliği taşımadığını zira, eksik incelemeye dayandığını belirterek, eksik incelemenin tamamlanması için dosyayı mahkemeye geri göndermiştir (prg. 21-22).

2005’te, Yargıtay, eksik incelemenin tamamlanmasından sonra Eyüp Asliye Hukuk Mahkemesinin kararını, başvurucular, ilan yoluyla 1988’de duyurulan “aplikasyon çalışması” sonuçlarına 10 yıl içinde itiraz etmedikleri için haklarının düştüğü ve kesin hükmün, hak düşümüne hiçbir etkisinin olamayacağı gerekçeleriyle bozmuş (23), Eyüp Asliye Mahkemesi de bozma kararına uyarak, tapu kaydının iptaline ve taşınmaz üzerinde yapılan binaların yıkılmasına karar vermiştir (prg. 24). Yargıtay 2007’de kararı onamıştır (prg. 25).

4. Başvurucuların 2017’de, MK 1007’ye dayanarak açtıkları tazminat davası halen devam etmektedir (prg. 32).

Karar:

5. Başvurucular, MK 1007’ye dayanarak açtıkları tazminat davasında, her ne kadar, kesin hükme uyulmadığı gerekçesiyle adil yargılanma haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmüş olsalar da, AİHM bunu, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak görmüş ve açılan tazminat davasının, adil yargılanma hakkının ihlali ile ilgili bir sonucunun olamayacağını değerlendirerek, mülkiyet hakkını ve adil yargılanma hakkını birbirinden ayırmış; mülkiyet hakkına ilişkin şikayeti, iç hukuk yolu tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulmuş; adil yargılanma hakkıyla ilgili şikayeti ise, incelemeye almıştır (prg. 49).

6. AİHM, kesin hükmün etkilerini dışlamak için haklı bir neden aramış (prg. 54, 56); ilan yoluyla 1988’de duyurulan “aplikasyon çalışması” sonuçlarının, başvuruculara kişisel olarak tebliğ edilmediğini ve 1979 kesin hükmünün bir yargı kararıyla ortadan kaldırılmadığını tespit etmiş (prg. 60); kesin hükme rağmen aynı konuda tekrarlanan yargılamanın, orman idaresine ve Hazineye “ikinci bir şans” tanımak anlamına geldiğini (prg. 61), bu durumun ise, hukuk güvenliğine aykırı olduğunu (prg. 62) ve başvurucuların kesin hükmün etkilerinden yararlanmalarına engel olunmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirlemiştir (prg. 65).

7. AİHM, mülkiyet hakkıyla ilgili şikayeti, iç hukuk yolu tüketilmediği için kabul edilemez bulmuş olmakla birlikte, adil yargılanma hakkının ihlali ile bağlantılı olarak, ihtilaf konusu taşınmazın iadesinin (restitution), bu mümkün değilse, tazmin edilmesinin gerektiğini de vurgulamıştır (prg. 72).

Avukat Münci Özmen