HACI BEKTAŞ VELİ’Yİ ANMA VE KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ

3585
A

“BİZLER ŞİKÂYET ETMEK DEĞİL ÇÖZÜM ÜRETMEK ZORUNDAYIZ. ÇÖZÜM HACI BEKTAŞ VELİ’NİN, MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN IŞIKLI YOLUNDAN YÜRÜMEKTİR”

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, 51. Ulusal 25. Uluslararası Hacı Bektaş Veli’yi Anma ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katıldı.

Feyzioğlu, programın açılış töreninin ardından, kendisine ait bir resmin de sergilediği 12. Ulusal ve Uluslararası Karma Resim, Heykel, Seramik ve Fotoğraf Sergisi ile Karikatürcüler Derneği tarafından hazırlanan “Adalet” konulu Karikatür Sergisi’nin açılışını yaptı.

“İmparatorluktan Uluslaşmaya Geçişte Alevilik, Bektaşilik, Laiklik ve Hukuk Düzeni” konulu panelde konuşmacı olarak yer alan Feyzioğlu, dostluk, barış ve insan sevgisinin Serçeşmesi Hacıbektaş’ta tüm canlar ile birlikte hoş buluşlarda bulunmanın heyecanını taşıdığını söyledi.

Alevilerin artık oldukları gibi değerlendirilmek istendiği gerçeğinin tüm açıklığı ile ortada bulunmasına karşın, halen Alevi tanımlanması ile uğraşılmasının anlamsız olduğunu vurgulayan Feyzioğlu, "Biz bu ülkede yaşayan Alevi vatandaşlarımızın tanımlanmasının dışında oldukları gibi tanınmasının gerektiğine inanıyoruz. Bizler şikâyet etmek değil, çözüm üretmek zorundayız. Çözüm bu Anadolu bozkırında, Anadolu rönesansıdır, aydınlanmadır. Çözüm Hacı Bektaş Veli'nin, büyük pirlerin ve ebette Mustafa Kemal Atatürk'ün ışıklı yolundan yılmadan yürümektir. Cumhuriyet devriminin en önemli hedefi Atatürk milliyetçiliği çerçevesinde eşit yurttaşlık, eşit yurttaşlık temelinde hiçbir mezhep, din, dil, ırk, ayrımı olmaksızın herkesi kanun önünde eşit kılmak olmuştur. Eğer bunu anlamış olsa idik, 90 yıldır bunu başarabilmiş olsa idik, bugün başka dertleri konuşuyor olurduk. Bütün acılara rağmen, bütün kırılganlıklara rağmen 'birlikte yaşayalım diyorsak' hala işte bu Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi ve kurucusu sayesindedir. Bunu söylemekten mahcubiyet duymamalıyız. Cumhuriyet'in kuruluşundan utanacak bir şeyimiz yoktur, utanacak olanlar başkalarıdır. Bunu bildikleri için üste çıkmaktadırlar" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin iktidar sorunu olmadığını ancak Türkiye'de iktidarı frensiz, denetimsiz, alternatifsiz bırakan bir muhalefet sorunu olduğunu ifade eden Feyzioğlu, şöyle devam etti:

"Türkiye'de hukuk bitti, adalet bitti, yargı bitti. Ben avukatım, bizim görevimiz orta sahayı tutmak. Orta saha toplumun da omurgasıdır. Biz orta sahayı tuttuk, tutuyoruz, dimdik de tutmaya kararlıyız. Olması gerekeni sadece avukatlar kendi aramızda konuşmuyoruz, Türkiye'yi karış karış geziyoruz, milyonlara anlatıyoruz. Milyonlar bizim anlattıklarımızla umudu canlı tutuyor ve aynı zamanda bizi de eğitiyor. Gittiğimiz her yerden zenginleşip geliyoruz.

Avukatlar orta sahayı tutmaya devam ediyor ama forvet lazım. Orta sahayı ne kadar tutarsanız tutun, forvetin gol atması lazım. Sistemlerde, demokrasilerde forvetler siyasi partilerdir. Siyasi iktidar, alternatifsiz gibi görünürse, siyasi muhalefet, siyasi muhalefetin içindeki bireysel çırpınışların, mücadelelerin dışında kurumsal olarak alternatif olduğu algısını bir türlü yaratamazsa, demokrasilerde demokratik kurumları işletmekle yükümlü olan insanoğulları, 'iktidar değişmiyor bir türlü' diye kaygıya kapılarak, ister istemez zaman içerisinde hukuk kurallarını siyasi iktidara meylederek yorumlamaya ve uygulamaya başlarlar. Bu da 'Yargı mı kaldı? Hukuk mu kaldı? Adalet mi kaldı?' diye bizi söyletir durur. Ama ne zamanki siyasi muhalefet partileri, iktidar alternatifi görüntüsünü verirler, o algıyı yaratırlar, 'Biz geliyoruz' diyebilirler, o zaman demokratik kurumları işletmekle yükümlü olan insanoğulları 'Yarın iktidar değişebilir' düşüncesi ile 'Şu kitaptan karar vereyim, şu kitaba uygun davranayım' demekle yükümlü olurlar. Bir bilim adamı ve bir avukat ama hepsinden önemlisi sokakta, meydanda, Anadolu'nun her köşesinde sizin ile birlikte yaşayan sade bir vatandaş olarak tespitim; Türkiye'nin iktidar sorunu yoktur, Türkiye'nin iktidarı frensiz, denetimsiz, alternatifsiz bırakan bir muhalefet sorunu vardır."