Hocalı'da katledilen canlarımızı rahmetle anıyoruz.

230
A

25-26 Şubat 1992'de Karabağ'ın Hocalı kasabasında Ermeni birliklerince gerçekleştirilen katliamın üzerinden 29 yıl geçti. Ermeni Silahlı güçleri, bu tarihte 613 sivil ve savunmasız Azerbaycan yurttaşını, insanlık dışı yöntemlerle katletti.

Azerbaycan Cumhuriyeti'nin siyasi sınırları içindeki Hocalı'nın yerleşik ahalisinin kadın erkek, yaşlı, çocuk ayırımı yapmadan, katledilmesinin sorumlularının yargı tarafından cezalandırılması gerekirken ödüllendirilmesi üzerinde düşünülmelidir.

Ermeni birliklerine komuta edenler ile dönemin doğrudan sorumluları olan Robert Koçaryan ile Serj Sarkisyan'ın sonraki dönemlerde peş peşe Ermenistan Cumhurbaşkanı seçilmeleri bu ödüllendirmenin en çarpıcı örneğidir.

Hocalı'da 613 kişinin yaşamına mal olan vahşet, BM tarafından kabul edilen soykırım suçunun bütün kriterlerine uymaktadır. Bölgeyi Azerbaycan Türklerinden arındırmak amaçlı toplu kıyımda bir etnik kimlik ve etnik aidiyet bilinçli şekilde hedef seçilmiştir.

Katliamın sorumlularından Sarkisyan ve Melkonyan, Hocalı vahşetinin hemen ardından, bu eylemin intikam almak ve neler yapabileceklerini göstermek için gerçekleştirildiğini açıkça itiraf etmişlerdir.

Bu katliam sürecinde Karabağ dışındaki Azerbaycan topraklarının önemli bir kısmı da işgal edilmiştir. Ermenistan Cumhuriyeti tarafından doğrudan desteklenen silahlı güçler Azerbaycan toprağını uluslararası hukuka aykırı olarak işgal etmiştir.

AGİT Minsk Grubu ve diğer uluslararası kuruluşlar, Karabağ'daki hukuk dışı işgalin sonlanması ve mülklerinden kovulan Azerbaycan Türklerinin evlerine dönebilmesi için sonuç almayan açıklamalar dışında etkili çalışma yürütmemişlerdir.

Azerbaycan halkının iradesi ve haklı mücadelesi ile Azerbaycan Silahlı Kuvvetlerinin uluslararası Hukuka uygun harekâtı, geçtiğimiz aylarda bölgedeki hukuk dışı işgalin önemli ölçüde ortadan kalkmasını sağlamıştır.

Hocalı soykırımının 29. yılında bu acımasız vahşetin masum kurbanlarına Allah'tan rahmet dilerken, soykırımın sorumlularından yargı önünde hesap sorulması beklentimizi dünya kamuoyuna bir kez daha ilan ediyoruz.