Ilgar Mammadov / Azerbaycan ihlal kararı

1734
A

AİHM kararını yerine getirme yükümlülüğüne uyulmadığının AİHM tarafından tespit edilmesine ilişkin yargılama süreci (infringementproceedings) çerçevesinde verilen, 29.5.2019 tarihli Ilgar Mammadov / Azerbaycan ihlal kararı

1-AİHM Büyük Dairesi’nin, 29.5.2019 tarihli Ilgar Mammadov/Azerbaycankararı, AİHS m. 46/4’te öngörülen, AİHM kararını yerine getirme yükümlülüğüne uyulmadığının AİHM tarafından tespit edilmesine ilişkin yargılama süreci çerçevesinde verdiği ilk karardır.

2-Bu karara götüren gelişmeler şöyle özetlenebilir:

(1) AİHM, 22.5.2014 tarihli kararıyla, bir muhalefet partisinin kurucusu olan ve kendi internet sitesinden muhalif yayın yapan Ilgar Mammadov’un, tutuklanıp, kamu düzenini bozma, güvenlik güçlerine karşı direnme ve şiddete başvurma suçlamalarıyla 7 yıl hapse mahkum edilmesini, “makul şüphe”den yoksun bularak,adı geçenin özgürlüğünden yoksun bırakılmasının, yargılamak amacıyla değil, susturmak amacıyla gerçekleştirildiği sonucuna varmış ve özgürlük ve güvenlik hakkının (AİHS m. 5), hak ve özgürlüklerin belirlenmiş amaçlar dışında kısıtlanması yasağıyla (AİHS m. 18) birlikteihlal edildiğine hükmetmiştir.

(2) Bu karar 13.10.2014 tarihinde kesinleşmiş ve yerine getirilmesi (execution), AİHS m. 46/2 uyarınca, Avrupa Konseyi Bakanlar (Bakan Delegeleri) Komitesi’nin denetim yetkisine girmiştir.

(3) Bundan sonra Azerbaycan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, AİHM kararlarının yerine getirilmesinin denetlenmesiyle ilgili kuralları çerçevesinde, Bakanlar Komitesi’ne, 13.10.2014 tarihinde kesinleşen ihlal kararının nasıl yerine getirileceğini göstermesi gereken bir “eylem planı” sunmuştur. Ancak, söz konusu “eylem planı”nda, Ilgar Mammadov’un mahkumiyetiyle ilgili kararın, Yüksek Mahkeme tarafından temyizen incelenmekte olduğundan ve yargıç ve savcıların, “makul şüphe” ve “suçsuzluk karinesi” konularında eğitileceklerinden söz edilmiş fakat, Ilgar Mammadov’un serbest bırakılmasını sağlayacak herhangi bir yasal adım öngörülmemiştir.  

(4) AİHM’nin 13.10.2014 tarihinde kesinleşen ihlal kararında hükmettiği tazminat, Azerbaycan yetkilileri tarafından Ilgar Mammadov’a ödenmiştir.

(5) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ise, yukarıda belirtildiği gibi, Azerbaycan yetkililerinin, Ilgar Mammadov’unözgürlük ve güvenlik hakkını, yargılamak amacı dışında kısıtladıklarının tespit edilmiş olması nedeniyle, 13.10.2014 tarihinde kesinleşen ihlal kararının bireysel açıdan yerine getirilmesinin, ancak, adı geçeninkoşulsuz olarak serbest bırakılmasıylagerçekleşebileceği görüşünü savunmuş ve 3 yıl boyuncaIlgar Mammadov’un serbest bırakılmasını beklemiştir. Bu arada, Avrupa Konseyi Genel Sekreterinin görevlendirdiği bir yetkili Azerbaycan’da çeşitli temaslarda bulunmuş ve bunun sonucunda, Azerbaycan Devlet Başkanı, benzer ihlalleri önleyebilecek bazı ilkeler içeren bir yönerge (executiveorder) çıkarmış ve bu ilkelerin uygulamaya aktarılabilmesi için, yasa değişikliği önergesi hazırlanmıştır. Ancak, yine, Ilgar Mammadov’unserbest bırakılmasını sağlayacak bir önlem öngörülmemiştir.Yüksek Mahkeme temyiz incelemesi de, Ilgar Mammadov’un 7 yıl hapis cezasının onaylanması ile sonuçlanmıştır. 

(6) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Ilgar Mammadov’un serbest bırakılmasıyla ilgili olumlu bir gelişme olmaması karşısında,25.10.2017’de,Azerbaycan hükümetine, ihlal kararının yerine getirilmesi yükümlülüğüne uymadığı bildiriminde bulunarak, AİHS m. 46/4’te öngörülen, AİHM kararlarını yerine getirme yükümlülüğüne uyulmadığının AİHM tarafından tespit edilmesine ilişkin yargılama sürecinin ilk adımını atmıştır. 5.12.2017’de ise, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi AİHM’ye başvurarak, ikinci adımı atmış ve Azerbaycan’ın, ihlal kararını yerine getirme yükümlülüğüne uyup uymadığının AİHM tarafından tespit edilmesini istemiştir.

(7) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, Azerbaycan aleyhinde AİHS m. 46/4 uyarınca attığı ilk adımdan sonra, Ilgar Mammadov’un adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü, AİHM’ye ikinci başvurusu 16.11.2017 tarihli ihlal kararıyla sonuçlanıp 5.3.2018 tarihinde kesinleşince, adı geçen, Yüksek Mahkemeye yeniden başvurarak yargılamanın yenilenmesiisteminde bulunmuştur. Bunun üzerine, dosya istinaf mahkemesine gönderilmiş, istinaf mahkemesi ise, 13.10.2014 tarihinde kesinleşmiş bulunan ve Azerbaycan yetkililerinin, Ilgar Mammadov’un özgürlük ve güvenlik hakkını, AİHS m. 18’e aykırı olarak, yargılama amacı dışında kısıtladıklarını tespit eden AİHM kararına rağmen, “AİHM’nin yerleşik içtihatlarına göre, kanıtların, en iyi, iç hukuk yargı organları tarafından değerlendirilebileceği” gerekçesiyle, Ilgar Mammadov’a verilen 7 yıl hapis cezasının doğru olduğunu vurgulamış ancak, adı geçenin koşullu olarak salıverilmesine ve denetim altında tutulmasına karar vermiştir (13.8.2018). Yüksek Mahkeme ise, cezayı indirmiş, cezanın tamamının çekilmiş olduğuna hükmederek, denetim süresini kaldırmıştır (28.3.2019).

(8) Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, bu gelişmenin, AİHS m. 46/4’te öngörülen, AİHM kararlarını yerine getirme yükümlülüğüne uyulmadığının AİHM tarafından tespit edilmesine ilişkin başvurunun AİHM’ye yapılmasından (5.12.2017) sonraki dönemde gerçekleştiğini göz önünde tutarak, başvurusunu geri çekmemiştir.

3-AİHM Büyük Dairesi, AİHM kararlarının yerine getirilmesi yükümlülüğüne uyulmadığının tespiti süreci (AİHS m. 46/4) çerçevesinde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 5.12.2017 tarihinde yaptığı başvuru üzerine verdiği 29.5.2019 tarihli kararında şu ilkeleri vurgulamıştır:

  • AİHM’nin ihlal kararını yerine getirmekle yükümlü olan ilgili devlet, sadece, AİHM’nin hükmettiği tazminatı ödemekle söz konusu ihlal kararını yerine getirmiş olmaz; ilgili devlet, öncelikli amaç olarak, ihlalden önceki duruma dönülmesini (restitutio in integrum) benimseyerek, tespit edilen ihlalin olumsuz etkilerini ortadan kaldırmalıdır (karar, prg. 150).
  • İhlalin etkilerini ortadan kaldırmak için, ihlalden önceki duruma dönülmesi olanaksızsa veya sağlanacak yarara göre tamamen orantısız bir külfetle karşılaşılacaksa, ancak o zaman, ihlalin tazminatla giderilmesi yoluna gidilebilir (karar, prg. 151, 193). 
  • Her ihlal kararı, vardığı sonuca ve ruhuna uygun olarak ve iyi niyetle yerine getirilmelidir. İyi niyet, bir hak ve özgürlüğün, AİHS m. 18’e aykırı olarak, amacı dışında kısıtlandığının tespit edildiği bir ihlal kararının yerine getirilmesinde özellikle önemlidir (karar, prg. 186, 214).
  • İlgili devlet, sonucuna ve ruhuna uygun olduğu sürece, ihlal kararını hangi yoldan yerine getireceğini belirleyebilir (karar, prg. 195).
  • İç hukukta, AİHM’nin ihlal kararının etkilerini ortadan kaldırmayı engelleyen unsurlar varsa, bunları gidermek ilgili devletin görevidir (karar, prg. 194).
  • Kesinleşen AİHM ihlal kararının yerine getirilmemesi, ilgili devletin, AİHS’ye taraf olurken üstlendiği, hukuk devleti ilkesine saygı gösterme yükümlülüğü ile bağdaşmaz (karar, prg. 215).

4- AİHM Büyük Dairesi, 29.5.2019 tarihli kararında yukarıdaki ilkeleri uygulayarak şu sonuca varmıştır:

  • 13.10.2014 tarihinde kesinleşmiş bulunanIlgar Mammadov / Azerbaycan ihlal kararıyla, başvurucunun özgürlük ve güvenlik hakkının, AİHS’ m. 18’e aykırı olarak, amacı dışında kısıtlandığının tespit edilmiş olması karşısında, başvurucuya yöneltilen kamu düzenini bozma, güvenlik güçlerine direnme ve onlara yönelik olarak, şiddete başvurma gibi suçlamalar ve bu suçlamalara bağlı her türlü işlem tamamen etkisiz / hükümsüz kalmıştır (karar, prg. 189, 208).
  • Buna rağmen, Azerbaycan yargı organlarının, Ilgar Mammadov’unmahkumiyet kararını sürdürerek (karar, prg. 212), önce koşullu salıverme, sonra da, cezayı indiripkoşullu salıverilmeye bağlı denetim süresinin kaldırılması kararlarını vermeleri, AİHM ihlal kararının, sonucuna ve ruhuna uygun olarak ve iyi niyetle yerine getirildiği biçiminde nitelendirilemez. Bu nedenle, Azerbaycan, AİHM kararını yerine getirme yükümlülüğünü (AİHS m. 46/1) ihlal etmiş bulunmaktadır (karar, prg. 217, 2018).

5- AİHM Büyük Dairesi’nin bu kararı, AİHS m. 46/5 uyarınca, gerekli önlemleri alması / adımları atması için, başvuruda bulunan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne gönderilecektir. Bundan sonraki süreçte, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nde, Azerbaycan’ın hukuk devleti olma niteliği ve Avrupa Konseyi üyeliğinin devam edip etmeyeceği tartışılabilecektir.