İstanbul Barosu'na Ziyaret

4285
A

TBB Başkanı Av. Vedat Ahsen Coşar, Başkan Yardımcıları Av. Berra Besler, Av. Talay Şenol, Yönetim Kurulu Üyeleri Av. Kadri Markoç, Av. Celal Ülgen, Av. Asude Şenol,  Av.Serhan Özbek, Denetleme Kurulu Başkanı Av. Mahmut Karatekin ile birlikte İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyelerini ziyaret etti.

Ziyaret sonrası düzenlediği basın toplantısında Coşar şunları söyledi: “Yargıya karşı saygının, yargıçların yapılan eleştirilerden, adil yargılanmayı etkilemek olarak nitelenen kimi eylem ve söylemlerden korunmasıyla sağlanacağını zannetmek ciddi bir yanılgıdır. Zira mahkeme kürsüsünün haysiyetini koruma adına kanunla ve zorla dayatılan suskunluk, yargıya olan saygıyı artırmaktan ziyade, ona yönelik düşmanlığı, kuşkuyu ve itaatsizliği besler. Diğer taraftan yargılama faaliyeti de dâhil kamu işleri hakkında her türlü tartışma, sınırsız şekilde özgür, sağlıklı ve herkese açık olmalıdır. Bu türden tartışmalar ve söylemler, hiddetli, iğneleyici ve bazen de hükümet, yargı ve diğer kamu görevlilerine hoş gelmeyecek derecede sert ve keskin olabilir. Bunları olağan saymak, yararlı görmek veya en azından zararlı ve suç olarak görmemek gerekir. Esas tehlikeli olan sessiz ve suskun kalmaktır. Diğer taraftan bir konunun tartışılmasının sürmekte olan bir davayı etkileyebileceği gerekçesiyle ve yasal düzenleme yapmak suretiyle engellenmesi, toplumdaki kimi ve sürekli nitelikteki rahatsızlıkların hiçbir zaman tartışılmaması ya da en azından o konunun kamuoyunda tartışılmasına en fazla ihtiyaç duyulduğu zamanda tartışılmaması anlamına gelir. 0 nedenle yargıya yönelik eylem ve ifadeleri, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmek ve suç saymamak gerekir.

İstanbul Barosu ve Yönetim Kurulu Üyelerinin görevlerinin kendiliğinden sona erip ermediği hususuna gelince; açık söylemek gerekir ise "sona ermemiştir." Şöyle ki, İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyelerinin somut olaya konu eylemi, Avukatlık Kanunu'nun 95.maddesinin 1 ve 2.fıkraları kapsamında olmakla görevleri arasındadır ve suç değildir. Diğer taraftan Avukatlık Kanunu'nun 90/2.maddesi "haklarında avukatlığa engel bir suçtan dolayı son soruşturma açılmasına karar verilmesi" durumunda yönetim kurulu üyeliği kendiliğinden sona erer" hükmünü içermektedir. Buradaki ince nokta son soruşturmaya konu suçun "avukatlığa engel bir suç olup olmadığı" ve "son soruşturma açılmasına karar verilip verilmediği" noktasıdır. O nedenle avukatlığa engel suçları düzenleyen Avukatlık Kanunu'nun 5/a maddesine bakmak gerekir. Anılan madde hükmünde İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyelerinin işledikleri iddia edilen ve TCK’nun 277. maddesinde düzenlenen "yargı görevi yapanı etkileme" suçu yoktur. Gerek buna, gerekse İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında "son soruşturmanın açılmasına” karar verilmemiş olmasına göre, İstanbul Barosu ve Yönetim Kurulu Üyelerinin görevleri bu aşamada kendiliğinden sona ermemiştir. Şu kadar ki açıklanan dava sonunda haklarında iki yıldan fazla bir mahkûmiyet kararı verilmesi durumunda, Avukatlık Kanunu'nun 5/a maddesi hükmü gereğince görevleri kendiliğinden sona erecektir. Ne var ki, İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyelerinin eylemi az yukarıda ifade edilen çerçevede suç niteliğinde olmamakla bu olasılığın gerçekleşmesi de son derece zayıftır. Beraat etme olasılıkları yüksektir. Böyle olmasını da diliyor ve bekliyoruz”.