İZMİR ELEKTRİK FABRİKASI ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINDAN ÇIKARILARAK TÜRKİYE'NİN İLK İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ MÜZESİ OLMALIDIR

1387
A

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ. tarafından yayımlanan duyuru ile İzmir, Eskişehir ve Zonguldak'ta bulunan 3 ayrı taşınmazın açık arttırma usulü ile satışı gündeme getirilmiştir. Duyuruya göre, İzmir'de bulunan ve toplam 10.720,00 m² taşınmaz ile üzerindeki yapılar için 16.04.2019 tarihinde ihale yapılacaktır. 

Verilen bilgilere göre, anılan taşınmaz İzmir'in tarihi "elektrik fabrikası" ve arazisidir. İzmir kentinin tarihinde oldukça önemli bir yer tutan ve 1989 yılından bu yana kullanım dışı olan fabrika, 2018 yılından sonra bir kez daha satışa konu edilmektedir.

Türkiye'nin linyit kömürü ile üretim yapan ilk tesisi/elektrik santrali olarak, sadece İzmir'in değil Türkiye Cumhuriyeti'nin çağdaşlaşma serüveninin de önemli bir parçası olan, 1928 yılında devreye alındığında hava gazıyla olan sokak aydınlatmasının elektriğe çevrilmesini sağlayan fabrika, 26 Şubat 1998 tarihinde tapuya düşülen kayıt ile "korunması gerekli kültür varlığı" olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.

Kentin merkezinde yer alan, tarihi olarak büyük bir anlam ve önem taşıyan elektrik fabrikasının, alelade bir taşınmaz gibi sınıflandırılarak, tam da yerel seçimler öncesinde ihaleye çıkarılması çok büyük bir talihsizliktir. Korumacı bir anlayışla hareket ederek fabrika ve arazisini en iyi şekilde İzmirlinin kullanımına açmak isteyen yerel yönetim taleplerinin dikkat alınmaması da not düşülmesi gereken bir duyarsızlıktır.

Koruma altındaki fabrika ve arazisinin, kente rant odaklı yaklaşan dikey büyümeye odaklı zihniyetin bakış açısıyla çok değerli bir "kupon arazi" olduğu açıktır. Ancak, büyük kentlerin geldiği nokta "herkesin" malumudur. Dikey, gökdelen tipi kentleşme, vatandaşları boğmakta, yaşam alanlarını sorun alanlarına çevirmektedir. Bu gerçek samimi bir şekilde herkes tarafından kabul ediliyorsa eğer, İzmir Elektrik Fabrikası güzel bir örnek olarak, tüm kentlinin yarar ve kullanımına açılmalıdır.

Bu noktada, iklim değişikliğinin bir numaralı sorumlusu olduğu inkâr edilemez bilimsel bir gerçek olan termik santrallerin Türkiye'deki ilk örneği olarak, İzmir Elektrik Fabrikası'na ait koruma altındaki yapıların, iklim değişikliğini anlatan, gösteren ve öğreten bir müze yerleşkesine dönüştürülmesi, kent belleği ve ülke yarınlarına büyük bir katkı sunacak, sembolik önemi büyük bir adım olacaktır.

4046 sayılı Özelleştirme Kanunu'nun 2. maddesi, kamu yararının varlığı halinde özelleştirme kapsam ve programındaki kuruluşlara ait taşınmazların mahalli idarelere devrine imkân tanımaktadır. Bu madde kullanılarak, farklı kentlerde yerel idareler ile eğitim kurumlarına devirler yapıldığı kamuoyunun bilgisi dahilindedir.

İzmir ve İzmirliyi yakından ilgilendiren bu ihale ve işlem sürecinin yerel seçimlerde adaylığını ortaya koyanlar açısından da önemli bir sınav olacağı aşikardır. Tüm adaylar ve siyasi partiler, İzmir'in belleği, geleceği açısından büyük önem taşıyan bu alanla ilgili niyetlerini ortaya koymalı, açık ve aleni bir duyuruyla Nisan ayında yapılması öngörülen ihaleye dair kamuoyuna taahhütte bulunmalıdırlar.

Kente dair kararların uzlaşma ve ortak akıl ile alınması gerekliliğinden yola çıkılarak bu açık çağrımıza yanıt bekliyoruz. Yasal sürede bu çağrı yanıtsız bırakıldığı taktirde, hukuk ve kamu yararına aykırı bu kararın yargıya taşınması konusunda TBB Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu olarak her türlü desteği sunmaya hazır olduğumuzu belirtmek isteriz.

Saygılarımızla.


Türkiye Barolar Birliği
Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu