KADIN HUKUKÇULAR, KADINLARIN YAŞAM HAKKI İÇİN BİR ARAYA GELDİ

2193
A

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM) tarafından eski nişanlısı tarafından öldürülen meslektaşımız Av. Dilara Yıldız anısına düzenlenen “Kadınların Yaşam Hakkı, Medeni Haklar ve Ayrımcılık” konulu sempozyum, 17 Ocak 2022 tarihinde TBB’de düzenlendi.

Barolarımızın kadın hakları komisyon ve merkezlerinden 110 avukatın katıldığı sempozyum, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, TBB Başkanı Av. R. Erinç Sağkan ile Başkan Yardımcısı ve TÜBAKKOM Dönem Sözcüsü Av. Sibel Suiçmez birer açış konuşması yaptı.

İki oturum halinde düzenlenen sempozyumun “Kadınların Yaşam Hakkı, Devletlerin Pozitif Yükümlülükleri ve Cezasızlık Sorunu” başlıklı ilk oturumu TÜBAKKOM Kurucu Üyesi Av. Tülay Çelikyürek başkanlığında yapıldı. Bu başlık altında Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ece Göztepe, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. D. Çiğdem Sever ve Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Fulya Eroğlu birer sunum yaptı.

Sempozyumun, “Ayrımcı Şiddete Karşı Türk Medeni Kanunu’nun Önemi” başlıklı ikinci oturumunun başkanlığını ise Türk Kadınlar Birliği Genel Başkanı Av. Sema Kendirci Uğurman üstlendi. Bu başlık altında Eşitlik İçin Kadın Platformu Sözcüsü Av. Hülya Gülbahar, Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Prof. Dr. Kadriye Bakırcı ile Ufuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Doç. Dr. Özge Yücel birer sunum gerçekleştirdi.

“ŞİDDET ÖLDÜRÜR, HUKUK İSE YAŞATIR”

Birlik Başkanı Sağkan, şiddetin kaynağında, aklı ve vicdanı esir alan bir nefret, o nefretle beslenen, önyargıyla başlayıp suça dönüşmeye hazır bir ayrımcılık olduğuna dikkat çekerek, “Aynı şiddet, binlerce yıldır kadınları, sınırları belirlenmiş bir alanda tahakküm altında tutmanın gayri meşru yöntemi olmuştur. Bizler de tahakkümün yöntemi olan ve bir ucu yok etmeye kadar uzanan şiddetle gelen bu akıl dışılığı akılla, farkındalıkların geniş kitlelere yayılarak bir toplumsal bilinci ortaya çıkarmasıyla ve nihayetinde bu bilinçle sahip çıkılabilecek insan hak ve özgürlüklerine dayalı evrensel hukuku işletme yoluyla durdurabilir, geriletebilir ve yenebiliriz” dedi.

Sağkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biliyoruz ki şiddet öldürür, hukuk ise yaşatır.

Eğer hukuk işleseydi;

İstanbul Sözleşmesi, bir gece yarısı, hukuk dışı bir kararla kaldırılamazdı ve 6284 sayılı Kanunun eksiklikleri giderilir, etkin bir şekilde uygulanması sağlanırdı.

Hukuk işleseydi, sahada her kademedeki görevli ve yetkililer, defalarca adli mercilere sığınan, hayatının tehlikede olduğunu söyleyen Dilara Yıldız’ın göz göre göre öldürülmesini önlemiş, onu hayata tutundurmuş olurlardı.

Hukuk işlese, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere ayrımcılığa ve şiddete maruz kalma riski yüksek olan dezavantajlı grupların önündeki adalete erişim hakkına yönelik engeller kaldırılır, sahada görev alanlar, kendilerine sığınanların yaşam haklarını korurlardı.

Hukuk işlese, nefret ve ayrımcılık suçlarıyla etkin şekilde mücadele edilir, suç işleyene karşı sergilenen ‘cezasızlık’ algısı yerine ‘cezada caydırıcılık’ hakim olurdu.

Sabah akşam, üstelik de başını örnek olmaları gereken kişilerin çektiği ve pervasızca kullanılan nefret dili gazetelerden, televizyonlardan, sosyal medyadan toplum üzerine boca edilmez, şiddete karşı en demokratik hakkını kullanan başta kadınlar olmak üzere sesini duyurmak isteyenler, kolluk şiddetine maruz kalmazlardı.
Anaokullarından başlayarak, çocuklarımıza ayrımcılığın ve şiddetin zararları anlatılır, çocuklar ve gençler yasa dışı kurulmuş, denetimsiz mekânlardan çekip alınır, henüz kendi olgunlaşamamış çocuklar, evlilik adı altında eğitim hakkından, özgürce yaşamdan koparılamazlardı.”

“MEDENİ KANUN’A SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

“Bizler, Atamızın en büyük eseri olan Cumhuriyetimizin ilkelerine, Anayasamızda yazılı evrensel hak ve özgürlüklerle kadına eşit vatandaşlık temelinde onurlu bir yaşam hakkı tanıyan Medeni Kanun’a sahip çıkmaya devam edeceğiz.

Medeni Kanun’un hayati haklar getirdiğini toplumun her kesimine anlatmak, farkındalıkları büyütmek zorundayız. Bu ülkenin kadınları, avukatları ve toplum vicdanı, ülkemizin sonsuz bir karanlığa sürüklemek isteyen kör nefreti mutlaka ama mutlaka yenecektir. Çünkü kadın mücadelesi var, çünkü sizler varsınız.

Türkiye Barolar Birliği olarak, bu mücadeleye her türlü destek ve katkıyı sunacağımızın sözünü tekrar sizlerin huzurunda vermek istiyorum. Bu mücadeleyi sizler yürüttünüz, bu mücadeleyi sizler devam ettireceksiniz, bu mücadelede Türkiye Barolar Birliği ne bir adım önünüzde ne bir arkanızda değil tam da yanı başınızda yer alacaktır.”

“YASALARA DOKUNMA, YASALARI UYGULA”

TBB Başkan Yardımcısı ve TÜBAKKOM Dönem Sözcüsü Av. Sibel Suiçmez de 6. yargı paketinin en kısa zamanda Meclis’e sunulacağı duyumları üzerine çok kısa sürede bu sempozyumu tertiplemek durumunda kaldıklarını söyleyerek, amaçlarının Medeni Kanun’da geriye gidişe yol açacak değişikliklerle ilgili fikir alışverişinde bulunarak bir irade ortaya koymak olduğunu belirtti.

Kadın cinayetlerinin bir insan hakkı ihlali, toplumsal bir sorun ve demokrasi sorunu olduğunu kaydeden Suiçmez, “Anayasada yer alan demokratik, laik, sosyal hukuk devletine uygun bir şekilde, samimi, etkin ve zihniyet dönüşümüne yol açacak politikalar üretmeden bu sorunu çözmenin mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz” dedi.

Suiçmez, samimi bir politika izlenmesinin ve zihniyet dönüşümünün sağlanmasının önemine dikkat çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zaten o nedenle diyoruz ki; ‘yasalara dokunma, yasaları uygula.’ Çok açıktır ki bugün, daha etkin bir politika uygulamak yerine, kadınlar olarak mücadelemiz kazanılmış haklardan geriye gitmemize yol açacak yasal değişikliklerin çıkmasını önlemek noktasındadır. O nedenle önemlidir ‘dokunma, uygula’. Hepinizin bildiği gibi ya da tahmin ettiğimiz gibi, Meclis’e gelecek yasa değişikliğinin 3 temel konusu var. Kadın ve çocukların yoksulluk ve iştirak nafakaları, boşanma davalarının usulü ve aile arabuluculuğu. Nafaka hakkının sınırlandırılması, takdir yetkisinin hâkime bırakılması ve ödeme yükümlülüğünün de devlete bırakılması kadına karşı şiddeti, her türlü şiddeti artıracağı gibi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin de artmasına, yoksulluğunun da artmasına, kadına yönelik hak ihlallerinin de artmasına yol açacaktır.”

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN ARDINDAN SIRA MEDENİ KANUN’A GELECEK”

“İstanbul Sözleşmesi”nden hukuka, yasamıza, anayasaya yasaya aykırı şekilde bir gecede çıkılmasının nedeni basit değildir. Devamında bugün savunmak durumunda kaldığımız Medeni Kanun değişikliklerine sıra geleceğini hepimiz çok iyi biliyoruz.

Medeni Kanun’da yapılmak istenilen değişikliklerin anayasada yer alan laiklik ilkesine, hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edeceği ve kadının insan haklarının ihlaline yol açacağı çok açık, net ortadadır. O nedenle yapılacak değişikliklerin nelere yol açacağını çok iyi bir şekilde anlatmak durumundayız. Yine özellikle kadına yönelik şiddette arabuluculuk ve uzlaştırma gibi alternatif çözüm yollarının uygulanmaması gerektiğini bıkmadan, usanmadan anlatmak, söylemek durumundayız.

Medeni Kanun’da yapılması düşünülen bu değişikliklerin, sosyal devlet ilkesine aykırılık oluşturacağı gibi, kadınları şiddet ve ayrımcılık karşısında hukuki korumadan yoksun bırakacağını söylemek, anlatmak zorundayız. O nedenle çok büyük bir mücadele alanında birlikte yol yürümek zorunda kalacağız.”

Suiçmez, son dönemde tipik bir kadın cinayeti nedeniyle daha önce yitirdiğimiz meslektaşımız Müzeyyen Boylu gibi, genç meslektaşımız Dilara Yıldız’ı da yitirdiğimizi hatırlatarak, “Dilara Yıldız, Müzeyyen Boylu gibi öldürülen tüm kadınlarımız adına tertip ettiğimiz bu sempozyumun, ‘Söyleyecek sözümüz, değiştirecek irademiz var’ sloganına uygun olarak, sözümüzü ve irademizi ortaya koyacak şekilde başarılı geçmesini temenni ediyorum” dedi.


Haber ile ilgili Görseller

Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle