Makul Sürede Yargılanma Hakkına İlişkin Anayasa Mahkemesi Kararı Hakkında Bilgilendirme

8472

Anayasa Mahkemesi Keser Altıntaş (B. No: 2023/18536) başvurusunda makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla yapılan başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmediğinden düşmesine ilişkin gerekçeli kararını geçtiğimiz günlerde açıkladı. Kararda, makul sürede yargılanma hakkıyla ilgili Nevriye Kuruç pilot kararı sonrasında oluşturulan tazminat komisyonunun yalnızca 9/3/2023 tarihine kadar olan başvuruları kapsadığı, sonrası için bir mekanizma öngörülmediği belirtilerek, Mahkeme’nin bu konuda 55.000’den fazla ihlal kararı vermiş olmasına rağmen, vereceği yeni kararların artık insan haklarının korunması ve geliştirilmesine bir katkı sağlamayacağı gerekçe gösterilerek, makul sürede yargılanma hakkı ihlal iddiasıyla yapılan başvuruların Anayasa Mahkemesince incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmadığı, bu dosyalar için düşme kararı verileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Anayasa Mahkemesinin bu kararıyla makul sürede yargılanma hakkına ilişkin ihlal tespitinin yapılacağı bir iç hukuk yolu kalmamıştır. Anayasa Mahkemesinin, kanun koyucunun veya idarenin mekanizma oluşturmamasından bahisle düşme kararı verecek olmasının olumsuz etkilerini hakları ihlal edilen yurttaşlar yaşayacaklardır. Hukuk devletinde, anayasal kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliği veya uygulama sorunlarının, anayasal hakları ihlal edilen yurttaşlarca üstlenilmek durumunda kalınması kabul edilemez. Öncelikle Anayasa Mahkemesinin kararını yeniden gözden geçirerek, yasa koyucuya düzenleme için süre vermek suretiyle bir geçiş süreci öngörmesini beklemekteyiz. Aynı şekilde başta yasa koyucu olmak üzere, ilgililerin derhal adım atarak zaten mağdur durumda olan yurttaşların hak ihlallerinin daha da artmasını engellemesi olması gerekendir.

Her ne kadar Nevriye Kuruç pilot kararı sonrasında 9/3/2023 tarihine kadarki ihlaller için bir tazminat komisyonu oluşturularak sorun çözülmeye çalışılmışsa da, bir hakkın ihlal edilip edilmediği konusunda kararın yargı mercileri tarafından verilmesi gerektiği açıktır. Son dönemde kurulan benzer komisyonlarda hâkimler görev almaktaysa da, yurttaşların hak ihlali iddialarına ilişkin komisyonların karar vermesi, yürütmenin yargı alanına ve yargı bağımsızlığına müdahalesi olarak görülme tehlikesini taşımaktadır. Bu nedenle, hak ihlali tespiti içerir değerlendirmelerin ancak yargı mercileri tarafından yapılması zorunluluğundan hareketle, uyuşmazlıklarının çözümünün, salt bu konuyla ilgili kurulacak uzmanlık yargı mercileri tarafından gerçekleştirilmesi en doğru yöntem olacaktır. Türkiye Barolar Birliği konuyla ilgili hazırlayacağı ayrıntılı uzmanlık görüşü içerir raporunu önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi, Adalet Bakanlığı ve kamuoyuyla paylaşacaktır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

Türkiye Barolar Birliği