TARİHSEL GERÇEKLİĞİ SİYASAL ZEMİNDE ÇARPITMAK DOĞRU DEĞİLDİR

1078
A

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, geçtiğimiz günlerde 24 Nisan’ı “Ermeni Soykırımını Anma Milli Günü” ilan etmesi, tarihsel gerçekliğin siyasal çıkarlar doğrultusunda yeniden imali anlamında değerlendirilmelidir.

Osmanlı İmparatorluğu ve Fransa’nın hasım taraflarda yer aldığı 1. Dünya Savaşı’nda hiç kuşkusuz son derece trajik olaylar yaşanmış ve savaşan taraflardan milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir.

Doğu cephesinde Osmanlı – Rus orduları arasındaki çatışmalarda, Ermeni Taşnak çetelerinin Rus Ordusu ile iş birliği halinde cephe gerisinde sivil halka uyguladığı etnik temizlik ve ordunun lojistiğini engellemesi tarihi bir gerçektir.

Sivil halka yönelik terörün korkunç boyutlara ulaşması ve savaşın aleyhe dönmesi üzerine, terör çetelerine kadro ve lojistik desteğin kesilmesi amacıyla, bazı Osmanlı uyruklarını bölge dışına çıkarıp imparatorluğun başka yörelerine iskanına yönelik nakil uygulamasında hiç kuşkusuz facialar ve trajik olaylar yaşanmış, her iki taraftan ciddi can kayıpları yaşanmıştır.

1915 yılında, savaş koşullarında yaşanan bu trajik olayları, tarihsel gerçeklik ve dönem koşullarından soyutlayarak, soykırım olarak tanımlamak öncelikle hukuki değildir. Birleşmiş Milletler, Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni 9 Aralık 1948’de onaylamıştır. Buna göre; bir olayın soykırım olarak tanımlanması için aranan ölçütler 1915 olaylarında bulunmamaktadır.

Tarihsel koşullardan ve yaşanmış gerçeklikten soyutlanarak ve bugünün siyasal çıkarlarına göre yeniden biçimlendirilerek 1915 olayları üzerinden Türkiye’ye fatura çıkarmak adil bir tutum olmaktan uzaktır.

24 Nisan’ın Fransız siyasal takvimine Ermeni Soykırımını Anma Milli Günü olarak işlenmesi, bir millete topyekûn sabıka kaydı çıkarmak anlamına gelmektedir. Macron’un bu tavrını, 1914-1918 ve ardından 1919-1922 arası, emperyalizme karşı ülkelerini savunmak gibi onurlu bir geçmiş bırakan atalarımıza karşı büyük bir haksızlık olarak değerlendirmekteyiz.

Geniş açıdan bakıldığında kendilerinin de paylarının bulunduğu trajedilerden ders çıkarmak yerine, acıları derinleştirmek, çarpıtarak yeniden üretmek düşüncesinin dünya ve bölge barışına bir katkısının olmayacağı çok açıktır.

Fransa’nın, hukuki ve tarihsel temele oturmayan bu kararını üzüntüyle karşıladığımızı ve kınadığımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı