TBB Meslek İçi Eğitim Merkezi

3607
A

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av. Berra Besler’in Başkanlığını Yürüttüğü TBB Eğitim Merkezi’nin, Meslek İçi Eğitim Çalışmaları Kapsamında Zonguldak’ta Enerji Hukuku Konulu Seminer Gerçekleştirildi

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av. Berra Besler’in başkanlığını yürüttüğü TBB Eğitim Merkezi’nin, meslek içi eğitim çalışmaları kapsamında 31 Ocak 2015 tarihinde Enerji Hukuku konulu seminer 106 meslektaşımızın katılımı ile TBB Eğitim Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Av. Serpil Özok’un sorumluluğunda Zonguldak’ta gerçekleştirildi.

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı ve Eğitim Merkezi Başkanı Av. Berra Besler’in açış konuşmasını yaptığı seminerde; Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Bozoğlu, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şube Hukuk Danışmanı Av. Zeki İşlekel ve TMMOB Maden Mühendisleri Odası Hukuk Müşaviri Av. Volkan Kaya eğitim verdi.

 

Zonguldak Barosu Başkanı Av. İbrahim Kerem Ertem’in ev sahipliği yaptığı seminere; Bartın Barosu Başkanı Av. Ferhat Parlatır, Çankırı Barosu Başkanı Av. Erkan Köroğlu, Düzce Barosu Başkanı Av. Ali Dilber, Kastamonu Barosu Başkanı Av. Mehmet Çiftçi ile Zonguldak, Düzce, Kastamonu, Bartın, Çankırı ve Karabük Barosu’na kayıtlı avukatlar ve stajyer avukatlar katıldılar.

Programın açış konuşmasını yapan TBB Başkan Yardımcısı, Eğitim Merkezi Başkanı Av. Berra Besler şunları söyledi:

Modern insan yaşamının vazgeçilmez parçası olan enerjiye duyulan ihtiyaç teknolojik gelişmelere paralel olarak sürekli artış gösterirken; bir yandan enerjinin elde edilmesi uğruna verilen savaşlar, öte yandan doğal kaynaklara verilen geri dönülmez zararlar günümüzün en önemli sorunlarından biri olarak karşımızda duruyor.

Ülkemizde yaşananlar ise daha da üzücü&S230; Bildiğiniz gibi, son yıllarda HES inşaatlarından, altın arama çalışmalarına, taş ve maden ocaklarından, havaalanı ve köprü inşaatlarına, katledilen zeytin ağaçlarından, otel inşaatlarına, Atatürk Orman Çiftliği’ne kondurulan saraya dek büyük bir çevre kırımı yaşadık.

Hukuka aykırı olarak verilen ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) olumlu raporlarıyla, bu raporları durduran yargı kararları görmezden gelinerek hatta ÇED süreci aradan çıkarılarak dayatılan bilim ve hukuk dışı projelerle, özelleştirme kararlarıyla; Sit alanlarımız, milli parklarımız, su havzalarımız, ormanlarımız, doğanın bize bir armağanı olan cennet Karadeniz'in dereleri, ağaçları topyekûn talan ediliyor; ormanlarımızda yaşayan canlılar evlerinden, yurtlarından ediliyor, kuşlar yollarını şaşırıyor, vahşi hayvanlar şehirlere iniyor.

Peki ya insanlarımıza neler oluyor? Hepimizin bildiği ve ibretle izlediğimiz gibi kenara itilen mevzuat, olmayan devlet denetimi, sağlanamayan iş güvenliği sonucu evlerimize ateşler düşüyor, insanlarımız maden ocaklarında can veriyor. Onların arkalarında bıraktıkları aileleri, mağdur olan insanlarımız ise hukuk güvencesini hissedemiyor, haklarını alamıyor. Adalet arayışı içinde olanların bir defa daha yürekleri yanıyor. Ve daha acısı, bunları yapanlardan hesap sormak imkânlarından da yoksun kalıyor.

Bütün bu sorunların giderilebilmesi için iki temel kavramı içselleştirmeye ihtiyacımız var. Bunlardan birinin bilim diğerinin de hukuk olduğunda kuşku yok… İşte bu nedenle gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak, işçilerimizin can güvenliğini sağlamak ve çağın gereği olan yenilenebilir enerji üretimine geçmek için bilimin ve hukukun yolundan sapmadan yürümek zorundayız.

Sanki doğal varlıklara ve insan canına zarar vermeyecek, hukuka uygun ekonomik kararlar alınamazmış gibi; yönetim anlayışımızda yatırımların hukuka uygun olmasını talep edenleri, kalkınma önünde engel görme gibi bir alışkanlık gelişmekte.

İşte bu anlayışla, Anayasaya aykırı olarak değiştirilen kanunlarla, “torba”lardan çıkan maddelerle, ülkemizin en güzel köşelerini yaşanmaz hale getiren yapılar için yol açılıyor. Böylece hem evrensel hukuk, hem de Anayasamız çiğneniyor.

Sayamayacağımız kadar çok hukuksuz projeye karşı, meslek örgütlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve halkımız büyük bir hukuki mücadele verdi, veriyor. Bu mücadele içinde yer alan bütün meslektaşlarımızı, barolarımızı, ilgili meslek örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını ve demokratik hakkını kullanan halkımızı, bu konuda son derece duyarlı olan gözü pek gençlerimizi verdikleri hak arama mücadelesinden dolayı kutluyorum.

Doğal varlıklarımızı korumak, insanlarımızın yaşam haklarını savunmak, hukukun üstünlüğünü, yargı kararlarının uygulanmasını, halkın demokratik katılımını talep etmek, bir vatandaşlık görevi olduğu kadar aynı zamanda sınır tanımayan bir insanlık görevidir… Bizler bu görevi yılmadan sonuna kadar yerine getirmeye kararlıyız.

 

Fotoğraflar


Fotoğraf 1

Fotoğraf 2

Fotoğraf 3

Fotoğraf 4

Fotoğraf 5

Fotoğraf 6

Fotoğraf 7