TÜBAKKOM BASIN AÇIKLAMASI

2536
A

Dün Şırnak’ın Silopi ilçesi çöp toplama alanında Sakine Kültür’ün cesedine ulaşıldığı, maktulün işkence edilerek vahşice öldürüldüğü ve Silopi Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada İbrahim Barkın isimli şahsın tutuklandığı yine Elazığ’da 6 aydır kayıp olan Remziye Apaydın’ın cesedinin toprağın 1,5 metre altında bulunduğu bilgisi basına yansımıştır.

Ülkemizde kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri her gün katlanarak artmakta olan bir toplumsal yara halini almış, 2022 yılının başından bugüne kadar, 137 günde, toplam 139 kadın katledilmiştir. Bu istatistiksel durum dahi kadına karşı şiddetin toplumsal anlamda maalesef kanıksandığını göstermektedir. Kadınlar; sayıdan, siyah beyaz birer fotoğraftan, öldürüldükçe ismi gündem olan hashtaglerden ibaret değildir. Bu toplumun eşit bireyleri olan kadınların şiddetten korunması devletin ana görevlerinden olmasına rağmen, siyasi iktidar tarafından İstanbul Sözleşmesi’nin getirdiği koruma mekanizmalarından bir gecede vazgeçilmiş olması, kadınların şiddetin süjesi haline gelmesinin ana sebeplerinden birisidir. Bilinmelidir ki “Her kadın cinayeti, kadınların yaşam hakkına ve kötü muameleye uğramama hakkına yapılmış bir saldırıdır!”

Devletin, yaşam hakkının korunması ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi kapsamında Anayasa ile, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi- CEDAW ile ve İstanbul Sözleşmesi ile bağlı olduğu yükümlülükler vardır.

6284 Sayılı Yasa, devlete “şiddet mağdurlarının korunması, koruyucu ve önleyici tedbirler alınması, mağdurun desteklenmesi ve şiddetle mücadelede etkin mekanizmalar oluşturulması” görevi yüklemektedir.

CEDAW, Türkiye’ye “kadınlar ile erkeklerin tüm ekonomik, sosyal, kültürel, medeni, siyasi haklardan eşit yararlanmalarını temin etme” sorumluluğu yüklemektedir.

Kadınların şiddete karşı koruma kalkanı olan İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin bir kişi kararı ile çekilmesi hukuka aykırıdır, bu konuda Danıştay’da barolarımız tarafından açılan davalar derdesttir. İstanbul Sözleşmesi yürürlüktedir ve uygulanmaya devam edilmelidir. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nde yer alan “kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak, eşitliği yaygınlaştırmak”la yükümlüdür. Sözleşme hükümlerini uygulamayan kamu görevlilerinin kanuna aykırı hareket etmekle sorumluluğu bulunduğunu bir kez daha hatırlatırız.

Sakine Kültür ve Remziye Apaydın’ın katledilmesinin derin üzüntüsünü yaşarken cinayetleri kınadığımızı, etkin soruşturma yürütülmesi için hukuki sürecin tüm barolarımız Kadın Hakları Komisyonları/Merkezleri/Kurullarınca takipçisi olacağımızı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadına yönelik şiddetin önlenmesi mücadelemizi ülkemizdeki her bir kadının yasalarla güvence altına alınan haklarından eşit yararlanma olanağını buluncaya kadar sürdüreceğimizi kamuoyuna bir kez daha duyururuz.

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ KADIN HUKUK KOMİSYONU (TÜBAKKOM)