TÜRK-ALMAN AVUKATLAR KONFERANSI

907
A

TÜRK-ALMAN AVUKATLAR KONFERANSI

Türkiye Barolar Birliği ile Alman Barolar Birliği tarafından Ankara’da yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirildi.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkan Yardımcısı Av. Ünsal Toker yaptığı açış konuşmasında, Türkiye Barolar Birliği ile Alman Barolar Birliği'nin uzun yıllara dayanan samimi dostlukları olduğunu belirtti.

Almanlarla görüş alışverişinde bulunmak amacıyla bu toplantıyı gerçekleştirdiklerini ifade eden Toker, masanın konu başlıklarını, "Yargı Bağımsızlığına İlişkin Avrupa Standartları", "Demokrasi ve Özgürlüklerin Olmazsa Olmazı Olarak Bir Hukuk Devletinde Güçlü ve Bağımsız Savunma" ve "Yabancı Yatırımlar ve Ekonomik Refahın Olmazsa Olmazı Olarak Hukuk Devleti" şeklinde sıraladı.

Alman Barolar Birliği Başkanı Dr. Ulrich Wessels ise Türkiye'de bulunmaktan dolayı mutluluk duyduğunu dile getirdi. Wessels, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Başkanlığını da ziyaret ettiklerini vurguladı.

2015 yılından bu yana Alman Barolar Birliği Başkanlığı görevini yürüttüğünü ifade eden Wessels, mesleğinin avukatlık ve noterlik olduğunu, sorumluluk alanları arasında Doğu Avrupa ülkeleri ve Türkiye'nin yer aldığını kaydetti.

AVRUPA’NIN SİYASİ ORTAMI ÇOK KIRILGAN

Avrupa'nın siyasi ortamının çok kırılgan hale geldiğine işaret eden Wessels, avukatların mesleklerini icra etmesi için maddi ve manevi imkanların çok önemli olduğunu söyledi.

Almanya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin uzun yıllara dayandığına dikkat çeken Wessels, uluslararası herhangi bir faaliyet için hukuk devletine ve adalete ihtiyaç olduğunu sözlerine ekledi. Wessels, özetle konuşmasında şunları söyledi:

“Burada bulunmak benim için bir onur ve aynı zamanda bir ihtiyaç. Türkiye’ye bu yüzden geldik. Sabahtan beri çok yoğun görüşmelerimiz oldu. Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve sonrasında HSK’ya bir ziyaretimiz oldu. Ben onlara da teşekkür ettim. Şimdiden sizlere de katkılarınız için teşekkür ediyorum.

Alman Barolar Birliği toplam 28 baroyu bünyesinde barındırır. Bir birliktir bu bağlamda. Toplamda 165 bin avukat meslektaşımızı da baroya bağlamış durumda. Almanya’da avukatlık yapan tüm avukatlar barolarımıza bir şekilde üyedir. Benim asıl paramı kazandığım mesleğim avukatlık ve noterliktir.

Ankara’ya davet ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Memnuniyetle icabet ettim bu davetinize. Çünkü benim için karşılıklı ilişkilerimizin sağlamlaşması, yoğunlaşması çok çok önemli. Siyasi meseleler olsun başka meseleler olsun bunu dostane bir şekilde karşılıklı istişarelerle tesis etmemiz benim için çok büyük önem taşıyor. Ama aynı zamanda avukatlık mesleğini ve avukatlık hususunu da güçlendirmek benim için temel meseleler arasında. Benim en önem verdiğim hedeflerimden bir tanesi bu. Neden? Çünkü Avrupa’nın siyasi ortamı çok kırılgan bir hale geldi. Bu tüm Avrupa için geçerli. Bundan dolayı bizim değerlerimize ve ilkelerimize sahip çıkmamız icap ediyor. Ve avukatların bağımsızlığını daim kılmamız gerekiyor.

ADALET VE HUKUK, BAĞIMSIZLIĞIN YOLUNU AÇAR

Değer dediğiniz vakit değerleri sadece olumlu yönde yorumlamak ve olumlu yönde hayata geçirmek mümkün olabilir. Avukatların mesleklerini icra edebilmeleri için yeterli maddi ve manevi kaynağı, imkanları sunmak burada çok çok önemli. Uluslararası dostluklar ve uluslararası iş birlikleri tam da burada ön plana çıkıyor ve önem kazanıyor. Adalet ve hukuk, sisteminin bağımsızlığı, avukatların mesleklerini bağımsız şekilde icra edebilmeleri bunun yolunu açacaktır. Çünkü bizim mesleğimiz ve bizim icraatlarımız ülke hudutlarında son bulmuyor. Biliyorsunuz Almanya ve Türkiye arasındaki ilişkiler çok uzun yıllara dayanıyor. Her ne kadar bu aralar istediğimiz yoğunlukta ve ölçüde gerçekleşmese de.

ALMANYA’DA 1.5 MİLYON TÜRK ASILLI VATANDAŞIMIZ YAŞIYOR

Uluslararası herhangi bir faaliyet için aslında hukuk devletine ve adalete ihtiyacımız var. Almanya’da 1,5 milyon Türk asıllı vatandaşımız yaşıyor. Hal böyle olunca da iki ülke arasındaki ilişkiler daha da fazla önem kazanmakta. Sayın Feyzioğlu ve Sayın Basa’ya teşekkürlerimi sunuyorum. Nefis bir toplantı tertiplemişler.

AVUKATLAR OLARAK GÜÇLÜYÜZ, ÇÜNKÜ DEVLETTEN BAĞIMSIZIZ

Konumuz biliyorsunuz bağımsızlık. Almanya’da bu konu bizi biraz gururlandırıyor da tabi. Çünkü bizim hukuk sistemimiz bağımsız diyebiliriz. Ancak şunu da asla unutmamak lazım. Dünyada hiçbir hukuk ve adalet sistemi mükemmel değildir. Ve eleştiriye de açıktır. Mesela Almanya’da bulunan Hakimler Birliği, Türkiye’deki HSK’nın muadili olabilecek ölçüde bir birliktir. Hala bağımsızdır. Biz bugün sadece hakimlerden ve savcılardan bahsetmek istemiyoruz. Avukatların bağımsızlığından da bahsetmek istiyoruz. Bizim avukatlar olarak gücümüz devletten bağımsız olmamızda yatıyor. Yani devletten uzağız. Herhangi bir idari yapıya, herhangi bir devlet merciinin yaptırımı altında hareket etmiyoruz. Bu bağımsızlık neden bu kadar önemli? Çünkü sadece bağımsız olan avukat, vatandaşın adalete erişimini tesis edebilir, sağlayabilir. Çünkü hukuk devleti böyle işler. İstediğiniz kadar harika, mükemmel bir hukuk sisteminiz olsun eğer vatandaş bu hukuk sistemini kendi çıkarları, hakları için kullanamıyorsa, devreye sokamıyorsa o hukuk devletinin hiçbir işlevi yoktur. Bunun için avukatlara, hakimlere, savcılara devlet müdahalesinin engellenmesi gerekmekte ki, vatandaşın çıkarları korunabilsin veya herhangi bir çıkar çatışması oluşmasın.

HUKUK DEVLETİ TİCARİ VE İKTİSADİ BÜYÜMEYE ETKİ EDER

Yabancı yatırımcıların da ihtiyaç duyduğu hukuk devleti ilkelerinden de bahsetmek durumundayız. Uluslararası tecrübelerimiz bize şunu göstermiştir. Bir ülkenin hukuk devleti oluşu ve ne oranda hukuk devleti oluşu doğrudan ticari ve iktisadi büyümesine de etki eder.”

HAUG, GÖCKEN, HORRER, NÖHRE VE TESCH DE ALMAN HEYETİNDEYDİ

Alman heyetinde; Alman Barolar Birliği Başkanı Wessels’in yanı sıra Başkan Yardımcısı Andre Haug, Genel Sekreter Stephan Göcken, Dış İlişkiler Sorumlusu Veronika Horrer, Berlin Eyaleti Temyiz Mahkemesi Başkanı Monika Nöhre ve Alman Büyükelçiliği’nden Ulrich Meier-Tesch yer aldı.

Dr. Ersoy Kontacı, Dr. Ali Tigrel, Dr. Yavuz Ege, Dr. Engin Ünsal, Necdet Pamir ve Av. Prof. Dr. Necdet Basa’nın konuşma yaptığı yuvarlak masa toplantısında TBB Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu da önemli açıklamalarda bulundu. Toplantıya, TBB Genel Sekreteri Av. Sabiha Tekin, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Sabri Erdal Güngör ile Yönetim Kurulu Üyesi Av. Şakir Uzun’un da katıldı.

BAĞIMSIZ SAVUNMANIN OLMADIĞI BİR TOPLUM DÜZENİNDE BİREYSEL ÖZGÜRLÜKLER KORUNAMAZ

Feyzioğlu, Türkiye'nin kuvvetler ayrılığı yönünden sıkıntılı bir süreçten geçtiğini, bu sürecin avukatların ve baroların da etkinliğine doğrudan zarar verdiğini belirterek, "Sadece ve sadece bireysel özgürlükleri vazgeçilmez kabul eden, bireysel özgürlükler korunmazsa güvenlik de sağlanmaz, kamusal özgürlükler de korunamaz diyen bir toplum düzeninde bağımsız savunma olabilir. Bağımsız savunmanın varlığı, bireysel özgürlüğün teminatıdır" diye konuştu.

SIKINTILARIMIZ VAR AMA UMUTSUZ DEĞİLİZ

Türkiye’nin sıkıntılı bir süreçten geçtiğini belirten Feyzioğlu, “Kuvvetler ayrılığı yönünden oldukça sıkıntılarımız var. Kuvvetler ayrılığının bu kadar yıpranmış olması hiç kuşkusuz yargı gücünün bağımsızlığını dolayısıyla tarafsızlığını ve buna bağlı olarak güvenirliğini doğrudan etkiliyor” ifadelerini kullandı.

SIKINTININ KAYNAĞI 2010 REFERANDUMU

Feyzioğlu, 2016 referandumundan sonra oldukça ciddi bir sıkıntının yaşandığını, bu sıkıntının kaynağının temelinin 2010 anayasa referandumu olduğunun altını çizerek, “Biz o tarihte 2010 referandumunu destekleyenleri inandıramamıştık. O tarihte Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısına ilişkin değişiklik ve ilk derece hakimlerinin kendi içlerinde seçim yaparak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nda çoğunluk üyeyi belirleme yetkisi; bir suç örgütü gibi çalışan, bir suç örgütü olduğu bugün sabit olan dini istismar eden bir cemaatin yargıyı tamamen o tarihte ele geçirmesine neden oldu. Ve bugünkü sıkıntılarımızın en önemli sebebi, çıkışı oradadır” dedi.

AVUKATSIZ YARGILAMADA KİŞİLERİ KORUYACAK KİMSE KALMAZ

“Biz yargılamada eğer gerçeği arıyorsak avukat olmadan gerçeğe ulaşamayız” diyen Feyzioğlu sözlerini şu ifadelerle sonlandırdı:

“Çünkü gerçeğin ışığı ancak fikirlerin çatışmasından doğar. Gerçeği ararken; özgürlük-güvenlik dengesinde ideal noktayı da bulup, kişilerin bireysel özgürlüklerini koruyarak gerçeğe ulaşmak gerekir. Avukatsız bir yargılamada, kişilerin bireysel özgürlüklerini savunacak hiç kimse olmaz. Yolun belki çok başında değiliz ama ortasına geldiğimizi de düşünmüyorum. Bu bayrak yarışında amacımız bizden sonraki neslin bugüne göre daha başka sorunlarla uğraşacak ileri bir seviyeye gelmiş olması. Yani bugünün sorunlarını bugün bizler çözmeliyiz." 


Haber ile ilgili Görseller

Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle
Görüntüle