Türk-Alman İş Hukukunda Genel İşlem Şartlarının Denetlenmesi

6548
A
Türkiye Barolar Birliği ile Eskişehir Barosu'nun  birlikte düzenlediği "Türk-Alman İş Hukukunda Genel İşlem Şartlarının Denetlenmesi" konulu sempozyum Eskişehir'de yapıldı. Sempozyumda katılan Türk ve Alman hukukçuların konu ile ilgili tebliğleri etkinliğe katılan Eskişehir Barosu üyesi avukatlar tarafından ilgi ile izlendi.Etkinliğe Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı Av.Talay Şenol ile birlikte katılan Birlik Başkanı Coşar toplantının açılışında aşağıdaki konuşmayı yaptı:    

Sayın Başsavcım,
Eskişehir Barosu'nun Değerli Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri,
Değerli Komisyon Başkanım,
Değerli Hocalarım,
Değerli Yargıçlar,
Sevgili Meslektaşlarım,
Değerli Konuklar,

Eskişehir Baromuzla birlikte düzenlediğimiz bu etkinlikte sizlerle birlikte olmaktan duyduğumuz mutluluğu özellikle bilmenizi ister, sizleri Türkiye Barolar Birliği adına, kendi adıma sevgi ve saygı ile selamlarım.

Bu gün gerçekleştireceğimiz III. Türk Alman İş Hukuku Sempozyumu'nun konusu Türk ve Alman İş Hukukunda "Genel İşlem Koşullarının Denetimi"dir. Konunun uzmanı olan Türk ve Alman dostlarımızla iki oturum halinde gerçekleştireceğimiz etkinliğimizin başarılı geçeceğine, toplantıdan aydınlanmış yeni bilgilerle donatılmış olarak ayrılacağımıza inanıyorum.

Bilindiği üzere Borçlar Kanunumuz bireysel sözleşme esasına dayanmaktadır. Bireysel sözleşmelerden, Borçlar Kanunu'nun 1. ve devamı maddeleri anlamında öneri, karşı öneri ve kabul gibi aşamaların sonunda irade açıklamalarının uygunluğu ve uyuşması sağlanıncaya kadar
sözleşmenin her hükmünün tartışma ve pazarlık konusu yapıldığı sözleşmeler anlaşılır.

Ne var ki, çağımızın sosyal ve ekonomik gelişmeleri hizmetin kitlelere yönelik olarak yapılması gereksinimini getirmiş ve bunlar için üretim yapma zorunluluğu doğmuştur. Buna bağlı olarak da bireysel sözleşme modeli yanında yeni bir sözleşme modeli ortaya çıkmıştır. Bankalar, sigorta şirketleri, seyahat ve taşıma işletmeleri, dayanıklı tüketim malları üretimi ve pazarlaması yapan girişimciler bireysel sözleşmelerin kurulmasından önce soyut ve tek yanlı olarak kaleme alınmış sözleşmeleri hazırlamakta ve bunlarla gelecekte kurulacak belirsiz sayıda ancak aynı şekilde ve tipteki hukuki işlemleri düzenlemektedirler. Önceden hazırlanan tipik sözleşme koşulları için genel işlem koşulları terimi kullanılmakta; bu sözleşmelere "Tip Sözleşme", "Kitle Sözleşme", "Katılmalı Sözleşme" ya da "Formüler Sözleşme" denilmektedir.

Kitlelere yönelik bu sözleşmelerde sözleşmenin kurulması konusunda görüşme veya pazarlık yapılması söz konusu değildir. Bir başka ifade ile birey önüne konulan metin karşısında sadece "evet" ya da "hayır" demek zorunda, bu bağlamda "evet, ama" gibi bir itiraz veya karşı
öneri seçeneğinden yoksun durumdadır. Hizmet ya da edimden hiç yararlanmamanın söz konusu olmaması ve "evet, ama" deme olanağı bulunmaması karşısında, bireyin bu tür sözleşmelerin uygulanmasında bir şekilde korunması zorunluluğu ortadadır.

Nitekim Avrupa Birliği mevzuatı kapsamında olmak üzere 5 Nisan 1993 tarihli ve 93/13/EWG sayılı "Tüketici Sözleşmelerindeki Kötüye Kullanılabilecek Şartlara İlişkin Direktif"te ve Avrupa Komisyonu tarafından Avrupa Sözleşmesi Hukukuna yönelik 200/C, 63/01 Sayılı Eylem planının 4.2 maddesinde genel işlem koşullarına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır. Alman Hukukunda daha önce özel bir kanunla düzenlenmiş olan Genel İşlem Koşulları belirtilen hükümler de göz önünde tutularak Alman Medeni Kanunun (BGB) 305 ve devamı maddelerinde genel hüküm niteliği kazandırılarak yeniden düzenlenmiştir. Böylece söz konusu hükümlerin uygulama alanının sadece tüketicilerle sınırlı kalması önlenmiştir.

Bunu takiben Almanya, Avusturya, İtalya, Hollanda gibi ülkeler medeni kanunlarında hem tacirin, hem de tüketicinin bu hükümlerden faydalanmasına olanak sağlayan hükümlere yer vermişlerdir.

Genel İşlem Koşulları konusunda yakın zamana gelene kadar ülkemizde genel bir yasal düzenleme mevcut değildi. Bu eksiklik öğreti ve uygulamada geliştirilen çözüm önerilerine rağmen yasada mevcut boşluğu dolduramamıştır. Bu alandaki ilk önemli adım 2003 yılında atılmış ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna eklenen 6. maddeye ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan "Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik" ile var olan boşluk kısmen de olsa doldurulmuştur. Kısmen doldurulmuştur zira tüketicinin korunması hakkında kanunun 6. maddesi uygulama alanı itibariyle sadece tüketicilere karşı kullanılan Genel İşlem Koşullarının denetlemesi imkanını getirmiş ve özellikle tacirler arasında kullanılan Genel İşlem Koşullarının denetimi düzenleme alanının dışında bırakılmıştır.Bu yasal boşluk, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanununda özel, sistematik bir düzenleme ile doldurulmuş bulunmaktadır. Bu düzenleme ile genel işlem koşullarının yukarıda sözü edilen ülkelerde olduğu gibi tüketici/tacir ayrımı yapılmaksızın herkese uygulanacağının kabul edilmiş olması da son derece yerinde olmuştur.

Genel İşlem Koşullarının doğruluk karinesinin cari olduğu bireysel sözleşmelerde olduğu gibi karşılıklı müzakere ve pazarlıklar sonucu sözleşme içeriğine alınamaması sözleşmenin karşı tarafının bunları olduğu gibi kabullenmek zorunda kalması Genel İşlem Koşullarının denetlenmesinin önemini arttırmaktadır.

Denetimin karşılaştırmalı hukukta izlenen geleneksel ayrıma uygun düşecek tarzda iki açıdan gerçekleştirileceği kabul edilmektedir. Birinci denetim tarzı ki buna yürürlülük denetimi adı verilmektedir. Bu denetim tarzı Genel İşlem Koşullarının sözleşmeye, sözleşme içeriğine alınmasıyla ilgili olup tüketicinin tabi olacağı Genel İşlem Koşullarının olabildiğince açık ve saydam olmasını sağlamaktır. Ayrıca bu safhada tüketicilerin söz konusu şartlar hakkında bilgi sahibi kılınıp kılınmadıkları denetlenmekte ve böylece Genel İşlem Koşullarına ilişkin genel bir yollamanın ötesinde güven ilkesine uygun olarak bu şartlara ilişkin gerekli uyarıların yapılıp yapılmadığı üzerinde durulmaktadır.

Genel İşlem Koşullarının denetlenmesinde ikinci safhayı ise "içerik denetimi" oluşturmaktadır. Yürürlülük denetiminden sonra yapılan bu denetim hukuksal, daha doğru bir söylemle yargısal değerlendirmeye dayanmaktadır.

Bu günkü sempozyumumuzun esas konusunu İş Hukukunda Genel İşlem Koşullarının denetimi oluşturmaktadır. Buna göre bugün burada Genel İşlem Koşullarının iş hukuku sözleşmelerine uygulanıp uygulanamayacağı, uygulanacak ise ne ölçüde ve hangi koşullarda uygulanacağı hususları tartışılacaktır.

Sempozyumumuzun son derece başarılı geçeceğine olan inancımı özellikle ifade eder, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen herkese, ama en başta Yargıtay'ımızın değerli onursal başkanı Sayın Mustafa Kılıçoğlu'na, değerli hocam Sayın Kemal Şenocak'a, Eskişehir Baro Başkanı Sayın Rıza Öztekin ve onun şahsında yönetim kurulu üyelerine ve yine bizleri aydınlatacak olan değerli konuşmacılarımıza en içten teşekkürlerimi sunar, hepinizi bir kez daha sevgi ve saygıyla selamlarım.

V.Ahsen COŞAR
Türkiye Barolar Birliği Başkanı