Türkiye Barolar Birliği Şiddetle Mücadelede Toplumsal İş Birliği Forumu Sonuç Bildirgesi

1722

TÜRKİYE Barolar Birliği (TBB) Şiddetle Mücadele Kurulu tarafından, 23 Aralık 2022 tarihinde, Ankara’da düzenlenen “Şiddetle Mücadelede Toplumsal İş Birliği” forumu, toplumsal alanların şiddet mağdurları, siyasal cinayetlerde yaşamını yitirenlerin aileleri, hukukçular, siyasetçiler, akademisyenler, bilim insanları, gazeteciler, demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ve aktivistlerin katılımlarıyla tamamlandı.

Şiddetin kaynakları ve nedenlerinin her bir alan özgülünden irdelenip, buradan hareketle şiddete karşı mücadele yol ve dinamiklerinde ortaklaşma perspektifleri kurulan forumda varılan ortak sonuçları kamuoyuyla paylaşırız:

  • TÜRKİYE’de mevcut şiddet sarmalının ana kaynağı politiktir. Siyasal iktidar eylem ve söyleminde şiddet ve nefret dilini kullanmayı bir siyaset biçimi halinde getirmiştir. Şiddet yapısal bir sorun haline gelmiştir.
  • Toplumsal muhalefet birey ve topluluklarına yönelen örgütlü şiddet, şiddet sorununu ve tehlikenin boyutlarını büyütmektedir.
  • Medyanın şiddet dilini yeniden üretmesi, sorunun bir diğer kaynağıdır. Yazılı ve görsel medya iletilerindeki şiddet kültürü, toplumda şiddetin olağanlaşmasına katkı sunmaktadır.
  • Kadına, çocuğa, hayvana, doğaya ve tüm dezavantaj gruplarına yönelen şiddet siyasal, ekonomik, kültürel sebeplere bağlı olarak büyümektedir.
  • Yoksulluk ve eğitimsizlik, şiddetin diğer toplumsal kaynaklarıdır. Refah ve eğitim düzeylerindeki gelişmişlik, şiddetle ters orantılıdır.
  • Eğitimin içeriği şiddete karşı eşitlik, barış ve demokrasi bilincinin geliştirilmesi amacına dönük olarak düzenlenmelidir.
  • Laiklik ilkesi, başta kadına yönelen şiddet olmak üzere, şiddet kültürüne karşı vazgeçilmezdir. İnanç temelli baskı ve şiddet eylemlerine karşı hukuksal ve siyasal tedbirler laiklik ve eşit yurttaşlık temelinde düzenlenmelidir.
  • Emekçiler, ekonomik şiddetin kümülatif mağdurlarıdır. Emekçilerin ekonomik ve sınıfsal şiddete karşı korunma mekanizmaları başta sendikal örgütlenme hakları olmak üzere pozitif koruma ile gözetilmeli, desteklenmelidir.
  • Hukuksal düzenlemeler, şiddetle mücadelede yetersiz kalmaktadır. özellikle toplumsal muhalefet bileşenlerine ve öznelerine yönelen şiddet göz ardı edilmekte, hukukun işletilmesi sürüncemede bırakılmaktadır.
  • Cezasızlık kültürü, şiddetin yaptırıma uğraması ve önlenmesine dönük temel bir sorundur. Yargı makamlarının şiddetin kaynağının gücüne ve yapısına bakmadan bağımsız yargılama yapabileceği koşullar yaratılmalı, yargıya dönük tüm baskı ve müdahalelerle mücadele edilmelidir. Yargı üyeleri de bu etki ve ilişkilerden uzak kalmalıdır.
  • Şiddetle mücadelede bağımsız kamusal mekanizmalar kurulmalı ve güçlendirilmelidir.
  • Şiddetle mücadelenin evrensel standartları korunmalı ve geliştirilmeli, bu yöndeki uluslararası sözleşmeler tanınmalı ve uygulanmalıdır. Minnesota Protokolü uygulanmalı, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma kararından derhal dönülmeli, bu yöndeki ek protokollere de taraf olunmalıdır.
  • Şiddetle Mücadelede tüm kuruluşlar işbirliği yapmalı, bu yönde ikili ve çoklu protokoller düzenlenmelidir.
  • Şiddetle mücadelenin en önemli ayağı toplum ve toplumsal mücadelenin kendisidir. Bu amaçla, bağımsız meslek kuruluşları, demokratik kitle örgütleri, insan hakları kuruluşları ve emek örgütleri en yakın dayanışma ve işbirliği içinde olmalıdır.
  • Tüm barolarda, kamusal kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarında bu amaçla şiddetle mücadele kurul ve komisyonlarının kurulması özendirilmelidir.

Tüm ilgili kuruluşlar, basın ve kamuoyu ile paylaşırız. Saygılarımızla.

 

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ ŞİDDETLE MüCADELE KURULU