TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN TAPU SENEDİ LOZAN ANTLAŞMASI

2725
A

ASKERİ ZAFERİN DİPLOMATİK ZAFERLE TAÇLANMASININ EŞŞİZ ÖRNEĞİ
TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN TAPU SENEDİ
LOZAN ANTLAŞMASI

Şark Meselesi (Doğu Sorunu) Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasının batılı büyük devletler tarafından paylaşılmasının anahtar sözcüğü idi. Siyasi coğrafyası, aynı zamanda çok zengin bir enerji coğrafyası olan Osmanlı imparatorluğunun terekesi sulh yoluyla pay edilemeyince savaş kaçınılmaz hale gelmişti.

Birinci Dünya Savaşı olarak tarihe geçen büyük savaş, iki bağlaşık blok arasında dört yılı aşkın bir süre, üç kıtada, çoğu da Osmanlı imparatorluğunun toprakları üzerinde cereyan etti. Savaş, Osmanlı İmparatorluğunun dahil olduğu ittifakın (Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı İmparatorluğu) yenilgisiyle bitti.

Başını Britanya İmparatorluğunun çektiği savaşın galipleri (İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan vd.) Osmanlının mirasına konmanın yanında, Türk ulusunun Anadolu coğrafyasından da tasfiyesine kadar uzanacak bir proje ile Şark Sorununu temelli kapatmak istiyorlardı.

Mondros Silah Bırakışmasının (30 Ekim 1918) ardından dayatılan Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920) Şark Sorunu denen yüzyıllık parantezin ebediyen kapatılması demekti.

Anadolu'da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde 19 Mayıs 1919'da başlayan, 23 Nisan 1920'de (uluslararası hukuk açısından da itiraz edilemeyecek olan) meşruiyet organına kavuşan mazlum Türk halkının Milli Mücadelesi, (Sevr'i kabul ettirmek için Küçük Asya Macerasına özendirilen Yunan Ordusunun hezimeti ile) batının yüzyıllık paylaşım hülyalarını Anadolu coğrafyasında serapa dönüştürecektir.

Milli Mücadelenin kalbi Ankara ve meşruiyet organı TBMM, Lozan Barış Konferansı için, Mudanya Mütarekesinde diplomatik yeteneğini de kanıtlayan Garp Cephesi Komutanı İsmet Paşa'yı, yani bir askeri tercih etmiştir! Yetenekli bir askerin, muzaffer bir komutanın, Türk delegasyonunun başına getirilmesi, Lozan'da Ankara'dan gelecek heyeti bekleyen diplomasi kurtlarına verilen bir kararlılık mesajıdır!

Kasım 1922'de başlayan Lozan Konferansında Atatürk'ün deyimiyle asırlık hesaplar görülmektedir. Yarı sömürge durumuna düşürülmüş Osmanlı dönemindeki ekonomik, siyasal, adli ayrıcalıklarını kaybetmek istemeyen batılı diplomatlar dört bir taraftan saldırmaktadır. Türk delegasyonu ise, uygar dünyada kendisine yer arayan, eşitlik isteyen, modern bir devletin yaşaması için zorunlu olan statüsünün tanınması için direnmekte, taviz vermemektedir.

Türk tarafının, uygar dünyanın eşit muamele görmek isteyen bir üyesi olmaktaki direnci ve kararlılığı, karşı tarafın ise Yeni Türk Devletini, Osmanlının güncellenmişi (yarı sömürge statüsünde kalmak kaydıyla) olarak muhafaza etmekteki inadı sonucu konferans yarıda kesilir ve heyetimiz Ankara'ya döner. İsmet Paşa dönüşte bu durumu kamuoyuna çarpıcı biçimde açıklar.
Şubat 1923'de toplanan İzmir İktisat Kongresi, Ankara'nın milli ekonomiye, milli bürokrasiye, milli ve çağdaş hukuk sistemine, bağımsız yargıya dayalı modern devlet kurma kararlığını ve söylemde kalmayan uygulamalarını dünyaya gösteren bir manifesto olarak değerlendirilmedir.

Yeniden yapılan davet üzerine kaldığı yerden sürdürülen görüşmeler sonucu 24 Temmuz 1923'te imzalanan LOZAN ANTLAŞMASI, ekonomik ve siyasal bağımsızlığımızın ve siyasi coğrafyamızın uluslararası tescili anlamına gelmektedir. Çok yaygın ve doğru bir söylemle, Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedidir. Atatürk'ün deyimiyle Osmanlı döneminde eşi görülmemiş diplomatik bir zaferdir!

Büyük güçler tarafından bölgemizin yeniden şekillendirilmeye, Şark Sorununu güncellenmeye yönelik girişimleri karşısında Lozan'ın kazanımlarının kararlılıkla savunulması her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.

Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, 94. yıldönümünde büyük bedeller ödenerek ulaşılan askeri ve diplomatik zaferin kahramanlarını saygıyla anıyoruz.


Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı