UĞUR MUMCU’NUN, UĞRUNA YAŞAMINI VERDİĞİ DEĞERLER HEPİMİZİN ORTAK DEĞERLERİDİR

805
A

Uğur Mumcu, duruşuyla, yazışıyla, uğraşıyla gündem yaratan, çığır açan bir gazeteciydi. Mumcu, sermayenin dolma kalemlerine inat, yaşamı pahasına halkın kurşun kalemi olmayı tercih eden adamdı.

Cumhuriyet’in kuruluş felsefesine, Atatürk ilkelerine, çağdaş demokrasi ve hukuk devletine sonuna kadar bağlıydı. Üniter yapı ve ulus devlet modelinin, laik yaşam biçiminin, Türkiye Cumhuriyeti’nin bu coğrafyada varlığını sürdürebilmesinin olmazsa olmazı olduğunun bilincindeydi.

29 Ekim 1923 tarihiyle simgeleşen Cumhuriyet’in tasfiyesine yönelik, etnik bölücülük ve siyasal dincilik temelli girişimlerin en başından karşısında oldu. Ciddi bir emeğe ve araştırmaya dayalı çalışmaları, onu, bu iki akımın finansörlerinin ve akıl hocalarının, arka plandaki yönlendiricilerinin aynı olduğu sonucuna götürdü.

Kamu kaynaklarını, Cumhuriyet’in binbir emekle yarattığı değerleri, ülkenin doğal ve kültürel zenginliklerini yağmalayanların, din tacirlerinin, hayali ihracatçıların belgeli, kanıtlı teşhirinde tek başına bir ordu gibi savaş verdi.

Halk üzerinde çok etkili olan, kamuoyu yaratan bu uğraşıları, süreç içinde kendisine tahmin edilemeyecek ölçüde çok hasım kazandırdı. Hukuk ve yasa dışı iş yapmayı, haksız kazanç elde etmeyi, vurgunculuğu, hortumculuğu meslek edinmiş kişi ve örgütlerin ilk hedefi haline gelmesinin nedeni, Mumcu’nun yaptıkları ve yazdıklarıdır.

Ulus devlet, üniter yapıya dayalı laik, demokratik, çağdaş toplum, özgür bireylerden oluşan bir modeli tasfiye etmek, İslam dünyası için Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş değerlerini model olmaktan çıkarmak isteyen geniş bir konsorsiyum için bu değerlerin savunucusu Mumcu’nun kaleminin kırılması, sesinin kesilmesinin zamanı gelmişti.

1990’lı yıllarda Prof. Dr. Muammer Aksoy, Doç. Dr. Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun gibi, hain suikastların hedefi olan aydınların, bilim insanlarının ortak özelliği Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş değerlerini içselleştirmiş olmalarıdır. Yine hepsinin ortak özelliği etnik bölücülük ve siyasal dincilik karşıtı kararlı bir tavır almaları ve kamuoyunu bu konuda etkileyebiliyor olmalarıdır.

O dönemde katledilenlere yönelik bombalar ve kurşunlar, bu değerli bilim insanları ve seçkin aydınların şahsında ülke ve ulus bütünlüğünü, Cumhuriyet modelini hedef almıştı. Uğur Mumcu, bu hain kampanyanın en önemli hedeflerinden biri olarak seçilmişti.

Uğur Mumcu’nun, uğruna yaşamını verdiği değerler hepimizin ortak değerleridir. Onurlu kalem, namuslu aydın, seçkin hukukçu Mumcu’yu saygı ve özlemle anarken, mücadelesine kaldığı yerden devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.

Türkiye Barolar Birliği