UYAP-UBAP Eğitim Semineri

7749
A

Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nın 09 Mart 2012 Tarihinde Düzenlenen Uyap-Ubap Eğitim Semineri’nin Açılışında Yaptığı Konuşması


Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi’nin Sayın Başkanı,
Çok Değerli Konuşmacılar,
Sevgili Meslektaşlarım,

Sizleri Türkiye Barolar Birliği adına, kendi adıma sevgi ve saygı ile selamlıyor, etkinliğin düzenlenmesinde emeği olanlara, katkı sunacak olan değerli konuşmacılarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum.   

Sadece analitik fütüristlerin değil, yönetim filozoflarının da ilki ve hatta en iyisi olan Peter F.Drucker, okuyucularına ‘geleceğin bir tarihi’ değil, ‘şimdiki zamana bir bakış’ olarak takdim ettiği ‘Kapitalist Ötesi Toplum’ isimli eserinde şöyle diyor: “150 yıllık bir dönem içinde, yani 1750’den 1900’e kadar, kapitalizmle teknoloji dünyayı fethetmiş, bir dünya uygarlığı yaratmışlardır. Kapitalizm de, teknik yenilikler de aslında yeni bir şey değildir. Her ikisi de Batıda ve Doğuda yüzyıllardır tekrarlanan olgulardır. Yeni olan bunların yayılış hızı, kültürleri, sınıfları, coğrafi uzaklıkları aşıp dünyanın her yanına yayılabilmeleridir. Kapitalizmi, kapitalizme, yani bir sisteme çeviren bu hız ve kapsam olmuştur. Teknik ilerlemeleri, Sanayi Devrimi’ne çeviren de budur. Bu değişimi güden şey, bilginin anlamında ve işlevinde yer alan köklü değişikliktir. Hem Batıda ve hem de Doğuda, bilgi her zaman için var olmaya uygulanan bir şey iken, bu gelişmelerle birlikte ve birdenbire varolmak yerine, yapmaya uygulanan bir şey haline gelmiştir. Bir kaynak, bir alet olmuştur. Başlangıçtaki yüzyıl boyunca bilgi, aletlere, süreçlere, ürünlere uygulanmıştır. Sanayi Devrimini, Marx’ın ‘yabancılaştırma/dışarı itme’ dediği şeyi, yani sınıfları, sınıf savaşını ve komünizmi yaratan budur. 1880’den başlayıp İkinci Dünya Savaşı ile sona eren dönemde, yani ikinci aşamada, bilgi artık yeni anlamıyla işlere uygulanmaya başlamıştır. Bundan ortaya Prodüktivite/Verimlilik Devrimi çıkmış, 75 yıl içinde proleterleri orta sınıf burjuvalar haline getirmiş, ellerine üst sınıflarınkine yakın bir gelir geçmesini sağlamıştır. Prodüktivite Devrimi böylelikle sınıflar savaşını ve komünizmi yenmiştir. Son aşama İkinci Dünya Savaşından sonra başlamış ve bilgi bilgiye uygulanır olmuştur. Bu dönem Yönetim Devrimi aşamasıdır. Bu aşamadan sonra bilgi artık son hızla, üretimin tek faktörü haline gelmiş, sermayeyi de, emeği de bir kenara itmiştir. Bugün bizim toplumumuza bilgi toplumu demek için zaman henüz erkendir, böyle bir iddiada bulunmak küstahlık bile sayılabilir. Zira şu ana kadar elimizde yalnızca bilgi ekonomisi vardır. Ama toplumumuzun kapitalist ötesi bir toplum olduğu kesindir.”    
    
Drucker’in 1750’den başlayıp günümüze kadar olan değişimi özetlediği bu süreç, aynı zamanda servet kazanma biçimleri ile güç sistemlerinin nasıl değiştiğinin ve geliştiğinin hikayesidir. Bu hikayenin bize gösterdiği gerçek, günümüzün iş dünyasında, en başta ekonomik sistemler olmak üzere, diğer bütün sistemlerin ‘bilgi tabanı’ üzerine oturması, bütün iş girişimlerinin, sosyal olarak yapılandırılmış olan bilgi kaynağının varlığına dayanmasıdır.

Değerli Meslektaşlarım,

Seçkin bir diğer fütürist olan Alvin Toffler’in özlü yaklaşımı ile Marx maddesel temelin öncelikli olduğunu ileri sürmek suretiyle Hegel’i iflas ettirmişti. Günümüzün servet yaratma modeli de Marx’ı iflas ettirerek Hegel’in intikamını alıyor. Öyle ki, Marxistler için donanım her zaman için yazılımdan daha önemli olmuştur. Oysa şimdi bilgisayar ve internet teknolojisi tüm dünyaya bunun tam tersinin geçerliliğini, ekonomiyi güden şeyin bilgi olduğunu, bilgiyi güden şeyin ekonomi olmadığını öğretiyor. Bu da Drucker’in anlattığı hikayenin bize öğrettiği bir diğer gerçek.    

Hemen ifade etmek gerekir ki, diğer başka pek çok şey gibi, bilgi de bugün geldiği yere pek öyle kolay ve birdenbire gelmemiştir. Hemen her toplumda ve tüm zamanlarda karşında bulduğu arkaik yapı ve anlayışları, her türlü yeniliğe ve değişime karşı statükocu kişileri, kurumları ve kuruluşları aşarak gelmiştir. Bütün bu engelleri aşmayı sağlayan atakların en önemlileri mors alfabesi, ideogram, alfabe, sıfır sayısı ve günümüzde bilgisayar olmak üzere yeni araç ve gereçlerin icat edilmeleri olmuştur.
Bütün bunlar tarihin ender noktalarında ortaya çıkan çoğumuzun isimlerini dahi bilmediğimiz ya da hatırlayamadığımız Gottfreid Wilhelm von Leibniz, Charles Xavier Thomas, Charles Babbage, Hermann Hollerith, Howard Hathaway Aiken, Lawrance Roberts, Thomas Merrill, Leonard Kleinrock, Ray Tomlinson, Bob Kahn, Tim Berners, Mare Andreessen, daha yakın zamanda Bill Gates, Steve Jobs, Andy Hertzfeld, Stephen Wozniak gibi vizyonerlerin sayesinde olmuştur.

Bugün tarihin o ender noktalarından birini değil, sadece ünlem işaretlerinden birisini yaşıyoruz. Öyle ki insan bilgisinin tüm yapısı esaslı bir biçimde değişirken, eski engeller de birer birer yıkılıyor. Günümüzün şirketleri, kuruluşları, kurumları, devletleri ve tüm ekonomileri kendilerini yeniden yapılandırırken, bilginin ve bilgiyi aktarmak için kullanılan işaret ve sembollerin üretimi ve dağıtımı da yeniden şekillendiriliyor. Bu amaçla yeni bilgi ağları yaratılıyor, kavramlar birbirine bağlanıyor, mantığa dayalı yeni varsayımlar, kuramlar, modeller, yazılımlar, imgeler, simgeler geliştiriliyor, bunlar yeni dillere, yeni şifrelere dönüştürülüyor. Daha da önemlisi, bunları enformasyon haline getirebilmek için veriler birbirleriyle daha çeşitli, daha değişik biçimlerle ilişkilendiriliyor, onlara içerik kazandırılıyor ve bu suretle enformasyon kümeleri daha geniş modeller halinde birleştirilerek daha büyük modeller ve bilgi yapıları oluşturuluyor.  

Günümüzde hammaddeye, emeğe, zamana, mekana, sermayeye ve öteki girdilere olan gereksinim azaldığı için bilgi, hemen her şeyi ikame ediyor, gelişmiş/ileri ekonomilerin en önemli kaynağı haline geldiği ve süreç böyle işlediği için bilginin değeri giderek daha fazla artıyor. Bir yandan yeni bilgi ağları yaratılırken, diğer yandan geliştirilen yeni kavramlar birbirleriyle farklı biçimde ilişkilendiriliyor, yerel ve küresel düzeyde yeni hiyerarşiler oluşuyor, yeni varsayımlar, yeni diller, kod ve mantıklara dayalı yeni teoriler, hipotezler ve imajlar üretiliyor.

Süreç böyle işlediği için günümüzde gelişmiş ülkeler, dünyaya enformasyon, buluş, yönetim, kültür, ileri teknoloji, yazılımlar, eğitim, tıbbi bakım, finans ve bunlara dayalı hizmetler satıyorlar. Bu ülkeler, ekonomileri tarıma, madene, ucuz emeğe, kitlesel üretime dayalı ülkeler üzerinde, bilgi yaratma ve değerlendirmenin yeni yolları üstünde yükselen kendi egemenliklerini kuruyorlar. Gelişmiş bu ülke ekonomilerinin iş ve finans sektöründe gerçekleştirdikleri küreselleşme, yani paranın, sermayenin ve bilginin dünyayı hem çok hızlı, hem de hiçbir engelle karşılaşmadan dolaşması, ulusların kendi egemenliklerini korumalarını giderek daha da zorlaştırıyor.

Sevgili Meslektaşlarım,

Bugün bizim ‘bilgi-işlem’ dediğimiz şey, aslında bilginin bilgiye uygulanması olan, diğer bir deyişle bilginin dönüşümü için kullanılan yöntemleri ve bu dönüşümleri gerçekleştirmek için kullanılan mekanizmaları inceleyen disiplinin adıdır.

Bilginin işlenmesinde ve iletilmesinde, giderek artmakla birlikte işitmeye dayalı basit seslerden daha çok, fonemleri, sembolleri, bu bağlamda bilgiyi temsil etmek üzere ondalık sayıları, alfabetik harfleri, kimi noktalama işaretlerini ve matematiksel sembolleri kullanan, bu yolla yeni bilgi ağları yaratan, kavramları birbirine bağlayan, yeni diller, yeni kuramlar, yazılımlar, imgeler, simgeler geliştiren, geçmişte olduğundan çok daha fazla bilgiyi biriktirme ve depolama olanağı sağlayan, bunları enformasyon haline getirebilmek için verileri birbirleriyle değişik biçimlerde ilişkilendiren, onlara içerik ve işlerlik kazandıran ve bu suretle enformasyon kümelerini daha geniş modeller halinde birleştiren bilgi-işlem mekanizması ve bu mekanizmanın geliştirdiği teknikler, bugün artık hemen her türlü bilim alanında, yönetimde, sanayide, ticarette, sanat ve fikir yaşamında çok yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Marks, devrimin momentini/zamanını tanımlarken şöyle diyordu: ‘Devrim, toplumsal üretim ilişkileri (yani mülkiyet ve üreetim tarzı), üretim araçlarının (yani teknolojinin) gelişmesini engellediği zaman olur.’   

Marks’ın son derece isabetli olan bu tespiti, Sovyet İmparatorluğunun çöküş nedenlerini de ortaya koyuyor. Sanayi Devrimi,  feodal toplum yapısı ile ilişkilerinin sanayinin gelişmesini engellediği için oldu. Sosyalist toplum yapısı ve ilişkileri, bilgiye, iletişim ve bilgisayar teknolojisine ve özellikle enformasyona dayalı yeni zenginlik yaratma sistemine direndiği için, yani Marks’ı iyi anlayıp yorumlayamadığı için çöktü.

Sovyet yöneticileri içinde bunu ilk gören ve itiraf eden Gorbaçov’dur. Onun için Gorbaçov kendi devrimine başlarken şunları söylemiştir: ‘Enformasyon çağında, en pahalı ve en değerli varlığın bilgi olduğunu en son anlayanlardan birisi olduğumuz için çöktük.’

Değerli Meslektaşlarım,

Kısaca UYAP diye isimlendirilen Ulusal Yargı Ağı Projesi de, devletin en temel işlevlerinden birisi olan yargı hizmetini, daha sağlıklı, daha hızlı, daha kolay, uluslararası standartlara daha uygun hale getirebilmek için yürütülen ve temelde az yukarıda çerçevesini çizdiğimiz biçimde yapılandırılan bilgi, bilgi-işlem, bilgisayar, internet ağı üzerine kurulu olan bir projedir. Bu proje mahkeme faaliyetindeki verileri birbirleriyle ilişkilendirilmek suretiyle enformasyon haline getiren bir model, enformasyon kümelerinden oluşan bir bilgi yapısıdır.

Türkiye Barolar Birliği tarafından UYAP’a entegre edilen UBAP, yani, Ulusal Baro Bağı Ağı Projesi de UYAP Avukat Portalı aracılığıyla; biz avukatların mesleklerimizi daha kolay, daha hızlı, en önemli sermayeniz olan bilgi ve zamanımızı daha ekonomik kullanabilmemiz için geliştirilmiş olan, adliye binalarında zaman kaybetmeden, sıra beklemeden masraf ve harç ödemelerimizi bürolarımızdan, evlerimizden ya da  internet bağlantısı olan her alandan yapabilmemizi, pek çok kurum ve kuruluşa müzekkere yazdırarak ve en önemlisi zaman kaybederek elde edebildiğimiz MERNİS, SGK, trafik, tapu  kaydı gibi bilgilere bildiğimiz, bugüne kadar ve hatta halen kullandığımız diğer yöntemlere nazaran daha az bedelle ve anında ulaşmamızı sağlayan,  Yeni Nesil Avukat Kimlik Kartlarımızı kullanarak Adliyelere aranmadan, kimlik ibraz etmek zorunda kalmadan giriş yapmamıza imkan veren sistemin adıdır.

Değerli Meslektaşlarım,

Sözlerime APPLE’ın kurucusu Steve Jobs’den ödünç aldığım şu sözler ile son vermek istiyorum: “Beni motive eden neydi? Bence yaratıcı insanların çoğu, bizden önceki insanların çalışmalarından faydalanabildikleri için minnettar olduklarını ifade etmek isterler. Ben kullandığım dili ya da matematiği icat etmedim. Tükettiğim besinlerin çok azını üretiyorum, giysilerimin hiçbirini ben dikmiyorum. Yaptığım her şey türümüzün diğer üyelerinin yaptıklarına ve üzerinde durduğumuz omuzlara bağlı. Ve çoğumuz türümüze bir şeyler sunarak karşılık vermek ve akıntıya bir şeyler katmak istiyoruz. Mesele bildiğimiz yolla yeni bir şeyler ifade etmeye çalışmak – çünkü Boby Dylan şarkıları besteleyemeyiz, Tom Stoppard piyesleri yazamayız. Sahip olduğumuz yetenekleri derin duygularımızı ifade etmekte, bizden önce insanlığa katkıda bulunmuş kişilere minnettarlığımızı göstermekte ve akıntıya bir şeyler katmakta kullanmak isteriz. Beni motive eden buydu.”

UYAP’ı kuranların, onu geliştirenlerin, bu bağlamda isimlerini dahi bilmediğimiz HAVELSAN mühendislerinin, Sayın Ali Kaya’nın, Sayın Mesut Orta’nın, Sayın Cengiz Tanrıkulu’nun, Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Merkezi’nin dünden bugüne tüm çalışanlarının; UBAP’ı kuranların, geliştirenlerin, bu bağlamda Sayın Oğuzhan Buhur’un, Sayın Özgür Eralp’in, Sayın Emin Can Yılmaz’ın, Türkiye Barolar Birliği Bilgi İşlem Merkezinde çalışan tüm arkadaşlarımızın, siyasi irade ve karar organı olarak bütün bu arkadaşlarımızın arkasında duran Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu’nun, özetle bizlerin motivasyonu da akıntıya bir şeyler katmayı istememizdir. Eğer kattı isek ki kattık, bu akıntı inanıyorum ki ‘baki kalan bu kubbede hoş bir seda olarak kalacak’ ve gelecek kuşaklar bizi çok daha iyi anlayacaklar ve takdir edeceklerdir. Onun için ‘gelecek uzun sürer’ diyoruz.

Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyor, bu eğitim çalışmasının herkese yararlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.

Av.V.Ahsen Coşar
Türkiye Barolar Birliği Başkanı